Recommendations based on "Ya Baki Entel Baki"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

By Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu

- Menzilci polisler ilk kez göreceğiniz fotoğraflarında ne yapıyordu?- AKP'li Bakan'ın tarikat şeyhinden özel ricası neydi?- Devlette FETÖ'den boşalan koltuklara hangi tarikat nasıl yerleşti?- Nedir bu hüsn-ü şehadet ve FETÖ borsası?- Hangi cemaat kim için Cumhurbaşkanı'na mektup yazarak kefil oldu?- Genelkurmay Başkanı'nın "sahip çıkın" dediği isimler neden tutuklandı?- "Kurda kuşa yem etmeyin" denilen işadamı nasıl hapisten çıktı?- FETÖ operasyonlarından çıkarılan "imtiyazlı ortaklar" kim?- Hakim rüşvet alırken gizli bir operasyonla nasıl yakalandı?- Hangi gazeteci kendisini MİT'çi diye tanıtıp dolandırıcılık yaptı?- Çektirdiği fotoğrafları davaları etkilemek için kullanan ismin arkasında kimler var?- FETÖ operasyonu yapan savcının odasını AKP'liler mi bastı?- Erdoğan'ın tehdit edildiği toplantıdan yara almadan çıkan ünlüler kim?- Üstü kapatılan telefon görüşmelerinde neler konuşuldu?İlk kez yazılan gerçeklerle tabular yıkılıyor...Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, Metastaz ile devleti esir alan kanserli hücrelere ışık tutuyor.

By Lev Nikolayeviç Tolstoy

İşte o gün, talihin yüzüne güldüğü bir adam olan ben, her akşam tek başıma soyunduğum odamdaki bölmenin çapraz kirişlerine kendimi asmayayım diye kendimden bir ipi sakladım ve şeytana uyar da hayatıma kolay yoldan son veririm diye de silahımı yanıma alıp çıktığım o avlara çıkmaz oldum. Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum, ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.Bütün bunlar başıma talihin tam anlamıyla yüzüme gülmüş olduğu bir dönemde geliyordu. Henüz elli yaşına basmamıştım, çok sevdiğim iyi bir karım, iyi çocuklarım ve ben fazla bir gayret göstermeden gelişen ve büyüyen geniş bir malikanem vardı. Akrabalarımdan ve eşimden dostumdan, hiç olmadığı kadar saygı görüyordum. İnsanlar beni övüyorlardı. Ben de ünlü biri olduğumu düşünmekle kendimi hiç de kandırmış olmazdım. Deli ya da ruhsal yönden rahatsız olmak şöyle dursun, tam tersine benim gibi insanlarda nadir rastladığım bir şekilde zihin ve beden melekelerim son derece güçlüydü. Beden gücü olarak ekin biçmede köylülerden geri kalmazdım, zihin olarak da ara vermeksizin sekiz, on saat çalışabilir, böyle bir zorlanmadan dolayı da hiçbir rahatsızlık duymazdım.

By Adem Günes

Ne kadar degerli insan gorduysem onlarin cocuga deger verdigini de gordum.Cocuga deger vermek bir lutuf degil, insan olmanin geregidir. Bu gereklilige onem veren ebeveynlerin cocuklari hayatla barisik yasar. Yeri geldiginde coskuyla gulebilen, gerektiginde huzun duyabilen cocuklardir onlar. Gozleri isil isil, 'insan olmanin degerini' duyarak yasamis cocuklar…Ne kadar sorunlu cocuk gorduysem, hepsinin 'cocuk deyip gecilmis' oldugunu da gordum. Cocuk deyip gecmemek icin cocugun kim oldugunu bilmek gerekir.Cocuk kimdir ve nasil yasar? Kisiligi nasil gelisir? Duygulari nasil olusur?Adem Gunes Cocuk Deyip Gecmeyin'de bir cocugun gozunden bakiyor hayata. Her bolumde yeni dusunce ufuklari gelistiriyor. Kimi zaman "Dikkat daginikligi yoktur, o zaten cocugun normal halidir" diyor, kimi zaman "cocuk egitiminin ceza ile olamayacagina" dikkat cekerek yetiskin-cocuk iliskisinin temeli olan "guven" duygusunun altini ciziyor.(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 240Baski Yili: 201

By Seray Sahiner

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 160 p. Kapak Tasarim : Füsun Turcan Elmasoglu “Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya oldugunu biliyordum diye… Kâbustayim ama bunun mhayatim oldugunu biliyorum.” Hem benzersiz hem de fazlasiyla tanidik biri Ülker. Kocasindan siddet görmüs, gidecek yeri olmadigindan bu eziyeti yillarca sineye çekmis bir kadin. Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yasam alani ararken can havliyle bir hastaneye siginir ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi is edinir. “Aglayanin bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanati olarak kullanip hayatta kalmanin yollarini arar. 2012 yilinda Hanimlarin Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yilinda Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Sahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armagan ediyor!

By İclal Aydın

Üzüm ve zeytinin, yağ, bal ve şarap küplerinin, kadırgaların, binbir şifalı otun en eski vatanı Urla. Dünyanın zalimliği ve insanın vahşiliğinden şüphesi olmayanları, dünyanın güzelliği ve insanın iyiliğine inandıran bir yer burası. Bir zamanların efsane gazetecisi, dünyaya küskün Oktay Onur Yortan'ın ise çocukluğunun huzurlu bahçesi. Dünyadaki değer yitimine isyan edip tüm kariyerinden ve hayatın yüklerinden vazgeçip sığındığı liman. Kaçıp geldiği geçmişinden ve eski güzel günlerin anısından seçip sakladığı eski aşkı Filiz Canan şimdi kıymeti bilinememiş, kaçırılmış bir mutluluk fırsatı artık.Söylenememiş sözlerin altında kalan koca bir ömürde ikisi de birbirinin hikayesini yarım bıraktı. Ama okumaları ve bitirmeleri gereken asıl hikaye, Urla'daki o evin fotoğraflarından gülümseyen, sevgiyi bir yaşam direnişi olarak kucaklayan ve sıradanlığıyla bir hayat kahramanı olan Nona'ya ait. Nona'nın yaşadığı yüzyılın sonlarına yetişen Kerem ve Zeynep'in de dahil olduğu 48 saatlik maceraya sığan bir asırlık ömrün dökümünde, Nona sadece onlara değil, bu yüzyılın tüm insanlarına sesleniyor:"Acı dediğin taş, insan dediğin su gibidir. Taşın üstünden kayar gider, toprağa karışır. Taşa her vurduğunda acır canın. Ama toprakla buluştukça acın azalır. Acıdan sonra bir bakmışsın ki o toprakta ne çiçekler, ne hayatlar dirilmiş. Hem su deyip geçme; o su, taşı bile aşındırıp yıpratır."Peki ya Oktay Bey? Karşısında oturan iki gence bütün kalbiyle, "Ölmekten değil yaşamaktan korkmamaktır kahramanlık," derken haklı mı?

By Ege Soley

Bazı şeyler var hayatta, insan yapana kadar yapabileceğini bilmiyor. Daha fenası, inanmıyor da elinden gelebileceklere. Çizeceği resimlere, söyleyebileceği şarkılara, anlatacağı hikayelere inanası gelmiyor. Kendini bitmiş, elindekiler çoktan tükenmiş gibi hissediyor. Oysa hepimizin içinde, coşkuyla açabilmek için doğru topraklara ekilmeyi bekleyen tohumlar uyuyor.Sakin ve Yakın kitaplarının yazarı Ege Soley'le bu kez "bambaşka" bir yolculuğa çıkıyoruz. İngiltere'de siyaset eğitiminin ardından her şeye sıfırdan başlama kararıyla, kendini Paris'te bir çiçekçide çırak olarak çalışırken bulan Ege'nin deneyimleri, bize bu mesleğin hiç tahmin edilemeyecek kapılarını aralarken hayata her an yeniden başlamanın da mümkün olduğunu hatırlatıyor...

By İsmail Güzelsoy

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 360 p. Simdi bir rüya kadar uçucu, bir hayal kadar uzak, hatirlayis kadar tehlikeliyiz. Bir varlik kendisini baskasinin elinde yaratabilir mi? Sekiz yüzyil önce Artuklu sarayinda El-Cezerî isimli mühendisin yaptigi karmasik robotlarin can kazandigi büyülü bir masala yolculuk yapiyoruz Hatirla'da. Zulmün, adaletsizligin hükmüne son vermek, senligin ve nesenin hüküm sürdügü bir hayat kurmak düsündügümüzden daha kolay olabilir mi? Sokaklarda dans eden bir kiz çocugu acimasiz tiranlarin zulmünü yikabilir mi? Evet, diyor Hatirla. Çünkü sokaklarda dans edilmedigi zaman orada kan akiyor. Arka arkaya siralanan sürprizlerle birbirine geçen, birbirine baglanan sekiz yüz yillik iki serüvenin siirsel romani Hatirla. Zamanin yalnizca bir hatirlama yolculugu oldugunu fisildiyor bize. Umudun son kirintisi da tükendigi zaman kapimizi omuzlayip ruhumuzu ele geçiren bir aski tarif ediyor. Cibes Iso, Zakir, Suzan, Samet, Kedi Sulbu...  Her biri kendi aykiri dünyasindan çikip hatiralariniza ortak olacak. En umutsuz oldugunuz zaman, çok uzaklarda kaldigini, unutulup gittigini zannettiginiz o sifreli sözü fisildayacaklar size: Hatirla... Ismail Güzelsoy Hatirla'da yine bizi bir anlati sölenine davet ediyor.

By Talha Uğurluel

Om profeten Muhammeds S.A.S. (ca. 570-632 e.v.t.) liv herunder om tiden inden profetens fødsel, om hans opvækst og hans profetiske kald i Mekka og Medina og om hans liv som familieoverhoved, statsmand og hærfører

By Fatih Duman

Inandigin gibi mi yasiyorsun, yoksa yasadigin gibi mi inaniyorsun? "Inandigin gibi yasa" diye omrunu bir kus kanadina asanlar ve 'var' denen nesi varsa hepsini feda edenler var. Sukur ki, onlar var. Zira hayat, neyi feda ettiginle tarif ediliyor. Seni sirli bir yola cagirsam gelir misin kri? Hayali sen olanlarin, senin icin olenlerin ve belki duslerinde seni gorenlerin yasadigi bir vakte cagirsam seni, gelir misin? Dervisleri, erenleri, alperenleri gormek ister misin? Ahmed Yesevi'yi anlatsam sana... Karanliklarda kaybolma diye isik tutusunu anlatsam. Dervisleriyle yollara dusursem seni... Hem sen de dua eder misin kri? Pîr-i Turkistan Hoca Ahmed Yesevi gibi mesel, onun gibi dua eder misin: "Beni her ne eylersen eyle, lkin sik eyle Allahim..." Pîr, hayatlarini aydinlattigi dervislerini dort bucaga salip nice cografyalari aydinlatmis bir mn erinin, Hoca Ahmed Yesevî'nin romani... (Tanitim Bulteninden)

By Stefan Zweig

Paperback. 12,50 / 20,50 cm. In Turkish. 80 p. Zweig'in menkibelerinde hikâye edilen kisiler Tanri'yi ve kendilerini ararken hayatlarinin anlamini bulacaklarina dair umutlarini her daim korurlar. Yazar Rahel Tanri'yla Hesaplasiyor'da Rahel ile Yakup'un Eski Ahit 'teki hikâyelerini Kutsal Kitap'taki anlatim biçimini anistiran bir üslupla ve elbette kendi yorumunu katarak aktarir. Üçüncü Güvercinin Hikâyesi'ni de Nuh Tufani'ndan esinlenerek kaleme almistir. Nuh'un tufandan sonra sularin çekilip çekilmedigini anlamak için gönderdigi üçüncü güvercin geri dönmez. Ancak Zweig'in öyküsünde güvercinin dönmeyisinin nedeni Eski Ahit 'teki gibi topragin kurumasi degil, her yerde ölüm ve felaket görmesidir. Esin kaynagi Bhagavad Gita olan Ölümsüz Kardesin Gözleri ise Virata adli bir savasçiyla ilgilidir. Bir savasta bilmeden öldürdügü agabeyinin gözleri Virata'yi her yerde izler. Insanlardan uzakta, günahtan arinmis olarak yasamini sürdürmeye çalissa da, eylemlerinin baska insanlarin yasamlarini etkilemesine engel olmayacaktir.