Recommendations based on "M. Fethullah Gülen: Allah Yolunda bir Ömür"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

By Zulfu Livaneli

Romanlari cok satanlar listesinden inmeyen, oduller alan, 30 dile cevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarilan Zulfu Livaneli, Leyla'nin Evi'nde her biri ayri bir dunyadan gelen insanlarin hayatlarini bir Istanbul romaninda kesistiriyor...Bogazici'nde Bosnalilar Yalisi'nda dogup buyumus pasa torunu Leyla Hanim, yalinin yeni sahibi omer Cevheroglu tarafindan sokaga atilir ve mahallenin cocuklarindan gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekir evine siginmak zorunda kalir. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adi"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmis, hip-hop tarzi muzik yaparak "yirtmaya" ugrasan bir Almanci kizidir. Leyla Hanim, yalinin yeni sahipleriyle gorusmeye calistigi bir gun, omer Bey'in babasi, Kadizade Konagi'nin emektar vekilharci, dort kusaktir konaklarda hizmetkirlik yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanisir. Her biri ayri bir dunyadan gelen bu insanlarin hayatlarinin kesismesi, onlari hem kendilerini hem de birbirlerini degistirecekleri, kimi zaman acili kimi

By M. Fethullah Gulen

Yusuf sûresinde sadece Hazreti Yusuf’un başına gelen olaylar anlatılmıyor. Sûrenin tamamı dikkatlice incelendiğinde de görüleceği üzere, satır aralarında pek çok önemli konuya temas ediliyor. Sûrede mucizelerden kerametlere, rüya hakikatinden çok ağır imtihanlara, hapishane hayatından her yerde ve her şartta tebliğ ve irşat vazifesinin eda edilmesine, masumiyetin geç de olsa ortaya çıkmasından sadakatle elde edilen yüksek payelere, çekilen çetin ve altından kalkılması zor çilelerden, çilelerin sonunda erişilen refah ve mutluluğa, yönetim tekniklerinden tarımla alâkalı reformlara, tebliğ yollarının inceliklerinden yabancı bir beldeye entegrasyon çalışmalarına, ülke ekonomisinin gelişmesiyle ilgili bazı esaslardan mutluluğun zirvesindeyken bile Allah’a kavuşmayı arzulamaya kadar pek çok konu zikrediliyor.

By Ayse Kulin

Original bdg. 15,50 / 23,50 cm. In Turkish. 340 p. Birden çocuklardan biri bagirdi "Suraya bakin, iki kus öpüsüyorlar!" Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasini dönerek, asagida civildayip duran çocuklara bakti. "Hanginiz söyledi bunu?" diye seslendi. Siska bir oglan öne çikti. "Ben!" dedi. "Kus mu gördün orada?" "Evet." Füreya üsenmedi, indi iskeleden. Çocugu yanina çagirdi. "Kusu nerede gördügünü göster bakayim."Çocuk birkaç adim geriledi. Füreya takip etti çocugu. Eliyle isaret etti oglan."Nah orada. Iste kuslar gaga gagaya vermis öpüsüyorlar." Dondu kaldi Füreya. Hiç tasarlamadigi halde, çocugun isaret ettigi yerde masalsi iki kus kafasi beliriyordu. Tipki öpüsür gibiydiler. Hakliydi çocuk. Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk kadin seramik sanatçisi Füreya Koral'in hayat hikâyesi Füreya, ayni zamanda bir dönem romani.

By Elif Şafak

Adı Leyla'ydı. İstanbul'un en eski genelevlerini barındıran o meşum sokakta yer alan gülkurusu renkli evde bilinen adıyla Tekila Leyla. Öyle derdi ona arkadaşları, ahbapları ve müşterileri. Öyle derdi ona beş kadim dostu. Hiç istemezdi Leyla kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini. Ama işte kalbi daha az evvel susmuş, soluk alış verişi ise hepten kesilmişti. Şehrin kenarlarında bir çöp kutusuna bırakılmıştı cansız bedeni. Gene de henüz durmamıştı beyni. Çalışıyordu hala. Tastamam on dakika otuz sekiz saniye boyunca.

By Ahmet Ümit

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam:Şehsuvar Sami. Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun. Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru:Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyihatırlamıyorum, ne yazık ki doğru. Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi. Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan.Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum.

By Seray Şahiner

"Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikayeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında özel ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazaranlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda." HULKİ AKTUNÇ

By Gülseren Budayıcıoğlu

Novel on which the TV series 'The Bride from Istanbul' is based. Suraya's beautiful life, living modestly in Istanbul, is reversed when she receives a marriage proposal from a wealthy, handsome businessman who has fallen in love with her and moves to live with him on the family estate. But Lama Esma, who runs the house with her three other daughters-in-law, has other ideas for a proper wife for her son. So begins Soraya's new, miserable life, trying hard to endure her harsh, stubborn mother-in-law, who would not hesitate to dispose of the wrong bride. Having a daughter, Ala, will lead her to be treated by Dr. Budaijuolo, the psychiatrist who will slowly find a way to her heart and free her from her dark past. -- summary translation of back cover of 2020 Kineret and Zemorah-Bitan edition.

By Nazan Bekiroğlu

Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 536 p. Nazan Bekiroglu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Istanbul hattinda geçen muhtesem bir roman. Balkan Savasi döneminde baslayip I. Dünya Savasi'na uzanan bir öykü… Trabzon'dan ve Tebriz'den dogup birbirlerine dogru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlasan iki irmak… Aslinda çok irmak… Tebriz'in en büyük, en asil hali tüccarinin deli fisek oglu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra… Atesin bakisli atesin duruslu; irmagini kendi bildigince alev ates akitmayi seçen bir genç kiz Azam... Adi ne ask ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'in irmagina dolanan Batumlu kitapçi Sophia... Aciyla yogrulan, yogruldukça durulasan, kendi varliklarini sevdiklerinin varliginda eriten Büyükhanim ve Hacibey… Ve hep kendi içine dogru akan, kendi irmagini gencecik yasta milleti için kurutan, Trabzon'un "kirik kafiyesi" Ismail, ah Ismail… Iki büyük savasin savurup yeniden sekillendirdigi hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farkli inançlarin aktigi ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroglu'nun mürekkebi ask olan kaleminde bulustu. Nar Agaci hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… Incelikle islenmis karakterleri, son derece zengin detaylari ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyani çarpacak ve yillarca unutulmayacak bir kitap...

By Salih Suruç

"Mübarek hayatı en ince ayrıntısına kadar kayıt altına alınan. Getirdiği nur ile milyarların gönlüne Sevgili, akıllarına Muallim ve ruhlarına Sultan olan Hz. Muhammed'in(sav) hayatını, Dünya Siyer ödülüne sahip Salih Suruç'un kaleminden, bir roman akıcılığı tadında, duygu ve coşku yüklü bir üslupla, siz değerli okuyucularla buluşturuyoruz.Kitap, Efendiler Efendisinin (sav), bir mükemmel insan olarak hayatını anlatıyor, O'nun asıl gücü ve dayanağı olan manevi şahsiyetine, yani risaletine de dikkatleri çeviriyor. Bu yönüyle de, salt siyer anlatıcılığından öteye O'nun cennet iklimini tasvir ederek ortaya koyan bir eser. İnsani özellikleri işlenirken eserde, bize yüce Rabbimizin sözlerini aktaran Peygamber Efendimizin (sav) ruhaniyetinin kapıları da aralanmakta. Bu kitabı tekrar tekrar okuma ihtiyacı duyacak ve her okuyuşta da En Sevgiliye yeniden kavuşmuş hissedeceksiniz kendinizi. O'nu (sav) nasıl sevebileceğinizi anlayacaksınız bir kez daha.Ufuk Peygamberinin tüm zamanı kucaklayan, sonsuz saadete çağıran tatlı sesinin, "Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed'in Hayatı" isimli bu eserle yeniden yüreğinizde yankılandığını duyacaksınız. Peygamber Efendimizin hayatı, kronolojik bir disiplin içerisinde işlenirken, tarihi olaylar içerisinde O'nun ahlaki özellikleri de başarıyla vurgulanıyor. Gerekli noktalarda daha geniş açıklamalar için ayetler ve hadislere de yer veriliyor ve kabul edilmiş tefsir ve açıklamalar yolu ile konulara açıklama getiriliyor. Tüm yönleri ile Hz. Peygamberin hayatını "okumak" için, Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed'in (sav) Hayatı, belki de hayatınızın yeni bir dönüm noktasını oluşturacak!

By Octavio Paz

"Octavio Paz'in en buyuk basarisi, dusunceye siiri, siire de dusunceyi yedirebilmis olmasidir. Duzyazisi metaforlarin gucunu, siiri de mantiksal berrakligi barindirir."-Carlos Fuentes-Nobel Edebiyat odulu sahibi Octavio Paz'dan, ilkgencliginden olgunluk cagina kadar izini surdugu ask, erotizm ve cinselligin farkli gorunumleri uzerine dusunsel bir yolculuk. Paz, insanoglunun olume meydan okumak icin buldugu en guclu yanitlardan biri olan ask ve erotizmin billurlasma, yuceltme, saptirma ve yogunlasma anlarina odaklaniyor. Antik caglardan gunumuze, Sappho'dan Dante'ye, Marquis de Sade'dan Fourier'ye, Madame Bovary'den Ulysses'e uzanan bir cografyada ask ve erotizmin edebiyati beslemeyi surduren cifte alevinin isiginda kiskirtici ve derin bir kesfe cikiyor.-Cagdas edebiyatimizin ustalarindan Tomris Uyar'in Turkcesiyle.-Denemenin yuz sayfa kadar surecegini tasarlamistim, ama yazdikca yeni gorunumler acildi onumde. Ne var ki, yazi zorlayici bir kendindenlikle buyumeyi surduruyordu. Sonunda ayni dogallik ve ayni zorlamayla sozcukler tukendi. Gozlerimi ovusturdum: Bir kitap yazmistim. Sozumu tutmustum. (...) Alev 'atesin en incelikli bolumudur, yukari dogru cikar ve bir piramit biciminde yukselir.' Ilk, asal ates, yani cinsellik, erotizmin kirmizi atesini puskurtur ve bu ates de yukselip baska bir atesi, titrek ve mavi bir atesi besler: Ask atesini. Erotizm ve ask: Hayatin cifte alevi."-Octavio Paz-(Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 220Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Everest Yayinlari