Empfehlungen basierend auf "Vernem Nidahen Ciltli Acik Yaralar ve Dikis Izleri 2"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Mehmet Yildiz
Dünyada nereye bakarsan bak her yer kalabalık... Tek bir yer hariç! Hastaneler tıklım tıklım. Sanki herkes hastalanmış ve doktora gelmiş gibi... Mağazalar insan kaynıyor. Sanki tüm insanlar aynı anda alışverişe çıkmış gibi... Caddelerde adım atacak yer yok. Dünya sokağa dökülmüş gibi... Bir de camiye gidiyorsun bomboş. Sanki namaz farz değilmiş gibi... Çünkü bu asır namazı işine, eşine, yoğunluğuna, yorgunluğuna feda edenlerin asrı… Bahanelerin imanın önüne geçtiği, müsait zaman Müslümanlarının asrı… Öyle ki çoğu insan vakti veren Allah’a vakit ayıramaz hale gelmiş, “çalışmak ibadettir” deyip çalışma uğruna tüm ibadetleri terk etmiş…
von M. Fethullah Gulen
Yusuf sûresinde sadece Hazreti Yusuf’un başına gelen olaylar anlatılmıyor. Sûrenin tamamı dikkatlice incelendiğinde de görüleceği üzere, satır aralarında pek çok önemli konuya temas ediliyor. Sûrede mucizelerden kerametlere, rüya hakikatinden çok ağır imtihanlara, hapishane hayatından her yerde ve her şartta tebliğ ve irşat vazifesinin eda edilmesine, masumiyetin geç de olsa ortaya çıkmasından sadakatle elde edilen yüksek payelere, çekilen çetin ve altından kalkılması zor çilelerden, çilelerin sonunda erişilen refah ve mutluluğa, yönetim tekniklerinden tarımla alâkalı reformlara, tebliğ yollarının inceliklerinden yabancı bir beldeye entegrasyon çalışmalarına, ülke ekonomisinin gelişmesiyle ilgili bazı esaslardan mutluluğun zirvesindeyken bile Allah’a kavuşmayı arzulamaya kadar pek çok konu zikrediliyor.
von Lev Nikolayeviç Tolstoy
İşte o gün, talihin yüzüne güldüğü bir adam olan ben, her akşam tek başıma soyunduğum odamdaki bölmenin çapraz kirişlerine kendimi asmayayım diye kendimden bir ipi sakladım ve şeytana uyar da hayatıma kolay yoldan son veririm diye de silahımı yanıma alıp çıktığım o avlara çıkmaz oldum. Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum, ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.Bütün bunlar başıma talihin tam anlamıyla yüzüme gülmüş olduğu bir dönemde geliyordu. Henüz elli yaşına basmamıştım, çok sevdiğim iyi bir karım, iyi çocuklarım ve ben fazla bir gayret göstermeden gelişen ve büyüyen geniş bir malikanem vardı. Akrabalarımdan ve eşimden dostumdan, hiç olmadığı kadar saygı görüyordum. İnsanlar beni övüyorlardı. Ben de ünlü biri olduğumu düşünmekle kendimi hiç de kandırmış olmazdım. Deli ya da ruhsal yönden rahatsız olmak şöyle dursun, tam tersine benim gibi insanlarda nadir rastladığım bir şekilde zihin ve beden melekelerim son derece güçlüydü. Beden gücü olarak ekin biçmede köylülerden geri kalmazdım, zihin olarak da ara vermeksizin sekiz, on saat çalışabilir, böyle bir zorlanmadan dolayı da hiçbir rahatsızlık duymazdım.
von Elif Şafak
Su hayatta insan en cok sevdiklerini acitir…En derin yaralar ailede acilir, kabuk tutsa bile kanar hikye, icten ice...Aski aramadan evvel, dusun bir, ya benden nasil bir sik olur?Insanin sevdasi karakterinin yansimasidir.Sen kavgaci isen, ha bire ofkeli, aski da bir cenk gibi yasarsin.Gonlu pak olanin sevgisi de saf olur.Su hayatta insan en cok sevdiklerini acitir.En derin yaralar ailede acilir, kabuk tutsa bile kanar hikye, icten ice...Attigimiz her adim, yaptigimiz her iste kendimizi yansitiriz.Budur cozulmesi gereken bilmece...
von Mehmet Yıldız
Çıkmazdayım ya Rab… Hangi duygu ile yürüsem kalbimin yollarında sonu karanlık. Sana çıkmayan her yolda kayboldum, her sevdada boğuldum. Ve şimdi kalbimi acıtan, hayatımı zindana çeviren ne varsa hepsini aldım geldim huzuruna. Sen ki yenilenlerin, yorulanların, kırılanların, düşenlerin de Rabbisin! Merhametinle sar yaralarımı… Her şeyin gelip geçici olduğu şu dünyada kalbimi bâkî olana râzı et… Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız, Yâ Bâkî Entel Bâkî’de de akıcı üslubuyla Allah'ı, dini ve peygamberi anlatmaya devam ediyor…
von Ahmet Umit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
von Haruiçi Furudate
Paperback. 11,20 / 17,60 cm. In Turkish. 192 p. Ben uçacagim!! Voleybola büyük bir tutkuyla baglanmis olan souyou hinata, ortaokul son sinifin basinda son resmi maçina çikmistir. Fakat "sahalarin krali" lakabini tasiyan dahi oyuncu kageyama tarafindan düpedüz alasagi edilmistir. Intikam yemini eden ve karasuno lisesi voleybol kulübünün kapisini aralayan hinata bundan sonra nelerle karsilasacak acaba?
von Zülfü Livaneli
1991 yılında yayınlanan Orta Zekalılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor."Orta Zekalılar Cenneti'ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre 'orta zekalı'ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi -deyim yerindeyse- kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekalılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar."-Ömer Zülfü Livaneli -
von Paola Peretti
Original bdg. 13,50 / 20,50 cm. In Turkish. 208 p. Orijinal baslik: The Distance Between Me And The Cherry Tree Translated by Esma Fethiye Güçlü p kiraz agacini selamliyorum. Babamla birlikte her gün geçtigimiz sokaktan bakinca onu uzaktan -ama sadece biraz uzaktan- görebiliyorum. Aslinda karsimda gördügüm sey renkli bir leke ama ben onun agaç oldugunu, yani hayallerimdeki gibi iyi yürekli bir devin saçlari oldugunu biliyorum. Tamamen bulanik, ama orada. Yazarin kendi yasam hikâyesinden esinlenerek, küçük bir kizin görme yetisini kaybetmesiyle ilgili kaleme alinmis olan bu roman her yastan okur için. Küçük Prens, Içimdeki Müzik gibi kitaplarin hayranlari için çok özel bir yeri olacak… Mafalda, dokuz yasindaki bir kiz çocugu ve bildigi bir sey var: Gelecek alti ay içinde, görme yetisini tamamen kaybedecek. Mafalda, görünürdeki bu karanlik gelecekte yolunu bulabilecek, okula gidebilecek, futbol oynayabilecek ve kedisine bakabilecek mi? Ailesi ve arkadaslarinin yardimiyla Mafalda, kendisi için önemli olan seyleri kesfetmeye çalisir. Görme yetisini kaybetse de yapabilecegi seylerin listesini çikarir…