Empfehlungen basierend auf "Thales ve Bilgelik Tahti"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Selahattin Demirtaş

Seher'deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.Demirtaş'ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı. Oya BaydarSiyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş'ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor. Zülfü Livaneli

von Erol Mütercimler

Bu vatan nasil kurtuldu?2005 yilinda bu soruyu sorup yanitini vermek cok kolay. Oysa 1920'lerin kosullarini hayal ederek yasamaya calisalim, takalim neyle karsilasacagiz! Anadolu ingilizlerin kiskirtmasiyla yunanlilarin isgali altinda. Ustelik, uluslararasi kurallara aykiri olarak, kadinlarin kizlarin irzlarina geciliyor, her yer yagmalaniyor, yakiliyor, camilerde ezanlar okunamiyor...Savasacak silah ve cephane yok, yiyecek yok, giyecek yok, para da yok...Demiryollari isgal altinda, karayolu da yok.Turk milleti bu kosullarda mucize yaratti. Silah yapti, cephane uretti, isgal altindaki Istanbul'da silah depolarini soydu, subaylari Anadolu'ya kacirdi. Tum bunlari da Istanbul-Batum-Novorosisky-Inebolu iskeleleri arasinda yapti. olumden korkmayan, olumu yenen sivil resmi bahriyeliler ile Anadolulu, Kastamonulu ve Inebolulu Turk kadinlariyla basardi.Turk kadinlarinin inanilmaz azim ve kararliliklari bu memleketi kurtardi. Kar kis demediler, kagnilarin arkasindan gittiler. Dondular, yollarda

von Zulfu Livaneli

Romanlari cok satanlar listesinden inmeyen, oduller alan, 30 dile cevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarilan Zulfu Livaneli, Leyla'nin Evi'nde her biri ayri bir dunyadan gelen insanlarin hayatlarini bir Istanbul romaninda kesistiriyor...Bogazici'nde Bosnalilar Yalisi'nda dogup buyumus pasa torunu Leyla Hanim, yalinin yeni sahibi omer Cevheroglu tarafindan sokaga atilir ve mahallenin cocuklarindan gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekir evine siginmak zorunda kalir. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adi"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmis, hip-hop tarzi muzik yaparak "yirtmaya" ugrasan bir Almanci kizidir. Leyla Hanim, yalinin yeni sahipleriyle gorusmeye calistigi bir gun, omer Bey'in babasi, Kadizade Konagi'nin emektar vekilharci, dort kusaktir konaklarda hizmetkirlik yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanisir. Her biri ayri bir dunyadan gelen bu insanlarin hayatlarinin kesismesi, onlari hem kendilerini hem de birbirlerini degistirecekleri, kimi zaman acili kimi

von Mehmet Dilbaz

Mehmet Dilbaz, "Kaybolan Tarihin Peinde" ismini verdii sosyal medya hesaplaryla milyonlarn tand bir isim. Bu platformda imparatorluk corafyasnn bilhassa son payitaht stanbul'un zaman iinde nasl bir dnm geirdiini gsterdii fotoraflarla hazin ve hznl hatralarla anlatyor. Yine Kaybolan Tarihin Peinde ismiyle hazrlad almasyla bu kez not defterini okuyucuyla paylayor. Bir cami, kasr, trbe, han, mezar ta, eski bir nar, eme, gemi zaman hayal ettiren manzara ve isimle, stnde sallanan ve btn izgilerine hasret sindiren incelikli vakitlere pencere ayor. Tekilat- Mahsusa'nn fedaisi Yakup Cemil nerede kuruna dizildi Hangi konsolosluk binas Osmanl mezarlnn zerine ina edildi Kathane saraylar hangi dnemde yamaland Hangi Osmanl mezarlnn zerinde konser alan var Mezarnda rahat braklmayan Mevlevi eyhi kimdi Hangi Mimar Sinan eseri yklp yerine benzin istasyonu yapld nl sanat Safiye Ayla'nn ocukluunun getii yetimhane aslnda hangi sarayd Bu kitapla, Tanpnar'n "Kaybolan ey, bir hayat tarz btn bir dnyayd." diye and 'ikinci zaman'a yolculuklara kacaksnz. Ve stanbul'un nasl bir masal kuu olup, avularmzda uup gittiine ahit olacaksnz.

von Cyril Gely

10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac

von Vedat Türkali

Vedat Türkali’nin edebiyatimizda klasiklesen eseri Bir Gün Tek Basina, toplumun kargasasinda birbirlerine tutunan insanlarin dramini ve umudunu anlatiyor: “Agir agir çikti odadan, banyoya girdi, sofbeni yakti, suyu açti. Büyük bir gürültüyle akan suya bakti, elini tuttu, ilikti tam istedigi gibi. Fakat yine de bir türlü giremiyordu suyun altina. Degismek istemiyorum da ondan. Bu suyla birlikte içindeki her sey akip gidecek. Sonra yavasça girdi. Hiçbir seyin akip gidecegi yok. Ne kolay Öyle! Korkaksin da ondan. Her sey hemen degisiversin istiyorsun. Sanki daha mi iyi olurdu? O zaman da pesinden kosar, bir türlü yetisemezdin. Simdi de geri kaliyorum; bak simdi de… Altindan çekiliverdi, çok kizmisti su. GÖzlerindeki sabunlari akitmak için uzattigi eli bile zor dayaniyordu. Sende is yok oglum. Bu sicak, beriki soguk… Öteki sert, beriki yumusak… Ömrünce sinirda kalacaksin. Sende is yok oglum, sende is yok… Biraz ferahlamisti. Sofbe

von Murat Tavli

Benim de hatalarım vardır elbet. Elbet ben de kırmışımdır kalp, ben de yerli yersiz cümlelere esir olmuşumdur.Bazen harika cümleler kuramasam da iliklerime kadar hissetmişimdir. Korktuğumdan değil, kaybederim diye susmuşumdur. Güneş doğduğunda her şeyin harika olacağına inanmış, güneş batarken boş yere umutlanmışım diye hayıflanmışımdır. Hedefler koymuşumdur kendime, kimine ulaşmış, kimini bertaraf etmiş, kiminin yollarında da yerle yeksan olmuşumdur. Umutlarımı filizlendirmişimdir, kaldırımın arasından güneşe selam eden çimenler gibi garip diyarlarda. Ama hiçbir zaman kötü olamamış, kötü olmaya ant içsem de tuz buz etmişimdir yüreğimi.Bu satırlar iyiliğe sarılıp kötülerin dünyasında nefessiz kalanların isyan tohumudur. Ekilen her nefret tohumu da, bilirim, sahibini bulur. Dilerim öyle de olur. Siz! Kötü insanlar! Siz! Yalanları yaşam tarzı sananlar! Unutmayın Allah var!Murat Tavlı ilk kez bir kadının ağzından yazdığı bu romanında, ihanetin yakıcı ateşiyle çok küçük yaşlarda tanışıp, yaşadığı acılarla güçlü bir kadına dönüşen Aslı'nın sarsıcı hikayesini etkileyici bir dille anlatıyor. "Hangi kadın ihaneti unutur?" sorusu daha önce hiç böyle sorulmamıştı.

von Yasar Bayraktar

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 144 p. Ills. / Photos by Merve Uygan "Zerdali agaci, dedemle dostlugumuzun simgesi olmustu." Yagiz, altinci sinifa geçtiginde dedesinin evinin yakininda yeni bir okula baslayacagini ögrenir. Yilda sadece birkaç kez gördügü dedesi büyük apartmanlarin ve gri betonlarin arasinda bahçeli küçük bir evde yasar. Vaktinin çogunu çok sevdigi agaçlariyla geçiren Said Bey'in yasami torunu için sevgi ve sicaklik anlamina gelir. Ta ki dogum gününde son model bir tablet yerine bir zerdali agaci hediye edene kadar... Bu egri bügrü zerdali büyürken Yagiz ve dedesinin arasindaki dostluk da yeserip çogalacak mi? Zerdali - Dedemle Bir Yil, kent yasaminin karmasasi içinde insanin kendisi için en degerli olani fark etmesi hakkinda simsicak bir hikâye...

von Stephen Hawking

Yaklaşık kırk dile çevrilen ve dünya üzerindeki her 750 kişiden birinin edindiği Zamanın Kısa Tarihi çağımızın en büyük zihinlerinden biri olan Stephen Hawking'in sorularına yanıt aradığı bir kitap:"Evren nasıl başladı ve başlamasını olanaklı kılan şey neydi?Zaman her daim ileri doğru mu akar?Evrenin bir sonu ya da sınırı var mı?Uzayda başka boyutlar var mı?Her şey sona erdiğinde ne olacak?"Elinizdeki bu baskı Hawking'in 2016 yılında kitabını son kez gözden geçirdiği ve bir Ek yazdığı genişletilmiş baskıdan dilimize kazandırılmıştır. Hawking'in bu ekte de belirttiği gibi, evrenin başlangıcından 300.000 yıl sonrasını araştıran ve Hawking'in varlığını ileri sürdüğü uzayzaman dokusundaki kırışıklıkları tespit eden kozmik mikrodalga ardalan ışınımı uydularının (WMAP ve Planck) verileri ve LIGO deneyinin kütleçekim dalgalarını saptaması gibi yeni gelişmeler ışığında Zamanın Kısa Tarihi güncelliğini koruyor."Kozmolojinin karmaşıklığını herkesin anlayacağı şekilde basit bir açıklıkla ortaya seriyor... Müthiş bir beyin." -Observer"Böyle büyük problemleri araştıran bir dehayı izlemek heyecan verici." -Sunday Times"Einstein'dan bu yana en büyük bilimsel zeka." -Daily Expres

von Timur Soykan

Paperback. 13,70 / 23.00 cm. In Turkish. 424 p. Contributed by: Enis Batur, Mehmet Ali Güller Bu kitap bir roman ya da kurtlar vadisinde geçen bir dizi senaryosu degil. Her sayfasi resmî belgelerdeki iddialara dayaniyor ve yeralti dünyasinin gerçeklerini ortaya koyuyor. ‘Narcos Türkiye' ile tanisin: Uyusturucu baronlari… Devasa malikanelere sigmayan servetler… Milyarlarca dolarlik zehir piyasasi… Eroin dolu gemiler… Profesyonel tetikçiler… Kanli bir savas… Istanbul'dan Dubai'ye, Iran'dan Kanada'ya uzanan suikastlar zinciri... Diplomat görünümlü ajanlar… Kirli polisler… Siyasi baglantilar… Büyük rüsvetler… Ve devlet içinde derin bataklik… Ve skandallar… Hiç duyulmamis skandallar…