Empfehlungen basierend auf "Suc ve Ceza 1. Cilt Birinci Kitap"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Zülfü Livaneli

Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.

von Elif Şafak

İlk baskısı Doğan Kitap tarafından 2013 Aralık ayında yapılan kitap, Türkçeye "Omca A. Korugan" tafından çevilmiştir. Kapak tasarımı "Uğurcan Ataoğlu", Kapak grafik tasarımı "Handan Tepe", Dijital illustrasyon "Onur Aynagöz" bölüm illustrasyonu "Yiğit Karagöz" tarafından hazırlanmıştır.Yolu İstanbul'a düşen bir fil bakıcısı olan Cihan, burada Mimar Sinan ile tanışır ve büyük mimarın çırağı olur. Mimar Sinan; Cihan ve fili Çota ile birlikte tarihin en muhteşem mimari eserini ortaya koyarlar.Tarih, dostluk, entrika ve kıskançlık temalarının işlendiği kitap kısa zamanda Türkiye'de ve Dünya çapında büyük ilgi görmüştür.

von M. Fethullah Gulen

Yusuf sûresinde sadece Hazreti Yusuf’un başına gelen olaylar anlatılmıyor. Sûrenin tamamı dikkatlice incelendiğinde de görüleceği üzere, satır aralarında pek çok önemli konuya temas ediliyor. Sûrede mucizelerden kerametlere, rüya hakikatinden çok ağır imtihanlara, hapishane hayatından her yerde ve her şartta tebliğ ve irşat vazifesinin eda edilmesine, masumiyetin geç de olsa ortaya çıkmasından sadakatle elde edilen yüksek payelere, çekilen çetin ve altından kalkılması zor çilelerden, çilelerin sonunda erişilen refah ve mutluluğa, yönetim tekniklerinden tarımla alâkalı reformlara, tebliğ yollarının inceliklerinden yabancı bir beldeye entegrasyon çalışmalarına, ülke ekonomisinin gelişmesiyle ilgili bazı esaslardan mutluluğun zirvesindeyken bile Allah’a kavuşmayı arzulamaya kadar pek çok konu zikrediliyor.

von Elif Şafak

Adı Leyla'ydı. İstanbul'un en eski genelevlerini barındıran o meşum sokakta yer alan gülkurusu renkli evde bilinen adıyla Tekila Leyla. Öyle derdi ona arkadaşları, ahbapları ve müşterileri. Öyle derdi ona beş kadim dostu. Hiç istemezdi Leyla kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini. Ama işte kalbi daha az evvel susmuş, soluk alış verişi ise hepten kesilmişti. Şehrin kenarlarında bir çöp kutusuna bırakılmıştı cansız bedeni. Gene de henüz durmamıştı beyni. Çalışıyordu hala. Tastamam on dakika otuz sekiz saniye boyunca.

von Mariana Enriquez

Paperback. 14,00 / 21,00 cm. In Turkish. 208 p. "Mutlaka okunmasi gereken bir yazar. Büyülüyor… - Dave Eggers Mariana Enriquez'in ürkütücü evreninde canavarlar yataklarin altinda saklanmiyor, ormanlarin içinde dolasmiyor. Bu öykülerde canavar, biziz. 12 öykü, ölümün dokundugu 12 karakter. Perili olduguna inanilan metruk bir evde tutsak kalan tek kollu Adela, disleriyle tirnaklarini söken Marcela, Kepçekulak Ufaklik lakapli çocuk seri katilin hayaletini gören Pablo ve kadina karsi siddeti protesto etmek için kendilerini atese atan kadinlar… Toplumsal yozlasmayi dogaüstü güçlerle karikatürize ederek anlatan Enriquez, berrak dili ve sanki her sey normalmis gibi bir tavirla kaleme aldigi öyküleriyle Julio Cortazar, Shirley Jackson ve Roberto Bolaño gibi isimlerle birlikte anilmaya aday. "Gerçekçiligin keskin sinirlarinin müsade ettiginden çok daha derin, daha rahatsiz edici bir gerçegin pesinden gidiyor... Güçlü ve nefes kesici." - New York Times "Kisa ama fazlasiyla vurucu. Tüm öykülere sinen tüyler ürpertici dokusu, okuyucunun zihnine bir oltu tasi gibi yerlesiyor, bütün o karanligin içinde parildamaya devam ediyor." - Vanity Fair

von Zülfü Livaneli

Bir insanin, bir kusagin, bir ulkenin yakin tarihi.Sevdalim Hayat, Zulfu Livaneli'nin zengin omrunun kisa ozeti. Kendi deyisiyle "surekli sanat ustune dusunen, yarati sancilari ceken ama donemin ve ulkenin kosullari geregi zaman zaman politikadan kacamayan birinin anilari." Ilk kez 2007'de yayimlanmis olan kitabin genisletilmis yeni basiminda fotograf albumu de yenilendi, kimisi ilk kez yayimlanan fotograflarla zenginlesti. Tipki yazarinin hayati gibi…"Mutlulugun muzigini yakaladi. Gelecegin kapilarini zorlayanlar arasinda ilk safta."-Abidin Dino-"U2 onunla sahneye cikarak onurlandi."-Bono- "Mutluluk verici bir muzigi var."-Zubin Mehta- "Cagin ustasi" -Yasar Kemal- "Bizi dunyaya tanitti."- Dogan Hizlan- "Direnc ve umutlarimizi biledi."-Onat Kutlar-(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 548Baski Yili: 2012e-Kitap: Sayfa Sayisi: 532Baski Yili: 2012Dili: TurkceYayinevi: Dogan Kitap

von Khaled Hosseini

Nereye giderseniz gidin, ulkeniz pesinizden gelir. Artik siz orada yasamasaniz da o icinizde yasar. Afganistan’in Khaled Hosseini’de yasadigi gibi… Bin Muhtesem Gunes, ilk romani Ucurtma Avcisi’yla tum dunyada inanilmaz bir basari yakalayan Hosseini’nin ikinci romani. Yazar bu romaninda da yine dogdugu topraklari anlatiyor. Bu kez iki kadinin kesisen yasamlari ve dostluklari uzerinden… Kucuk yasta evlendirilen kizlar, cocugu olmayan kadinlar, babaya ya da cocukluk arkadasina duyulan, gecmise gomulmus asklar… Khaled Hosseini, hasreti, dostlugu, aski ve insanligi en iyi anlatan yazarlardan. Basariyla kurdugu olay orgusuyle, cikmaz yollarin nasil duzluklere acilabilecegini gosteren yaratici bir kalem. Bin Muhtesem Gunes, kelimenin tam anlamiyla “beklenen” bir roman… (Tanitim Bulteninden)

von Julia Sena Yamanoğlu

nancınız için neleri terk edebilirsiniz? Nelerden vazgeçebilir ve neleri ardınızda bırakabilirsiniz? " nsan, ardında bırakabildikleri, terk edebildikleri kadardır." derler ya hani... şte tam da öyle bir hikaye bu.Siz şimdi bir romanın içerisinde bir hayatı, küçük bir kız çocuğunun hayallerini, belki de kendini arayışını okuyacaksınız.Bu bir yol hikayesi, yolculuk hikayesi dersem yalan olmaz ama yarım olur.Zira bu roman bir arayışın, bir buluşun, hatta bir oluşun hikayesi. Julia ile başlayan, Sena ile biten bir yolculuğun hikayesi..

von Erich Fromm

Saldirganlik, genlerimizde biyolojik olarak var oldugu surece kendiliginden bir tepki degil; insanin dirimsel cikarlarina, bir baska deyisle gelismesine, kendinin ve turunun varligina yonelik tehditlere karsi bir savunmadir. Bu savunucu saldirganlik, belli ilkel kosullar altinda insanlarin birbirini pek tehdit etmedigi zamanlarda goreceli olarak azdi. Insan, o zamandan bu yana olaganustu bir gelisme gostermistir. Insanin bu sureci tamamlayacagini ve hic kimsenin tehdit edilmedigi anne-babalarin cocuklari, ustlerin anne-babalari, bir toplumsal sinifin baska bir toplumsal sinifi, bir ulusun baska bir ulusu tehdit etmedig bir toplum kuracagini dusunmek akla yatkin bir varsayimdir. Bu amaci gerceklestirmek ekonomik, siyasal, kulturel ve ruhsal nedenlerden dolayi cok guctur. Dunya uluslarinin putlara ustelik ayri ayri putlara tapmalari ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayis gostermemeleri de ek bir gucluk yaratmaktadir. Bu guclukleri goz ardi etmek ahmaklik olur ama tum verileri kapsayan gorgul incelemenin ortaya koyduguna gore siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldirilirsa yakin sayilabilecek bir gelecekte boyle bir dunyanin kurulmasi gercekten olanaklidir. (Tanitim Bulteninden)

von Alex Michaelides

Sessizliğin kökleri tahmin edebileceğinizden çok daha derinlerde. Başarılı ressam Alicia Berenson, kocası Gabriel onun için endişelenmesin, iyi olduğunu görsün diye bir günlük tutuyordu. Bu çok sevdiği adam, ondan sebep mutsuz olmamalıydı. Alicia Berenson, otuz üç yaşında, kocasını suratına beş kez ateş ederek öldürdü. Sonrasında tek kelime bile konuşmadı. Adli psikoterapist Theo Faber, yıllardır kimsenin başaramadığını başarıp Aliciaʼyı konuşturabileceğinden emin. Ama olur da başarırsa, gerçeği duymak isteyecek mi?