Empfehlungen basierend auf "Son Ayi"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Ahmet Ümit

Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.İnsanın insanı öldürdüğü o ilk anı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.İşte bu yüzden geri döndüm...

von Michael Ende

Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yoktur. Ancak olağanüstü bir yeteneği vardır: Momo, muhteşem bir dinleyicidir ve bunun için oldukça bol zamanı vardır.Bir gün hayaletimsi topluluk "duman adamlar" ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalarlar. Onları durduracak tek kişiyse Momo'dur.Momo elinde bir çiçek, koltuğunun altında bir kaplumbağa ve gizemli Hora Usta'nın da yardımıyla koskoca duman adamlar ordusunun karşısında tek başına durur. Acaba Momo, zamanı çalan adamları tek başına alt edebilecek midir?Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo'yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü'ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır."Michael Ende'nin romanları uzun yıllardır 'kült kitaplar' arasında."Stuttgarter Zeitung"Momo, hem çocuklar hem de yetişkinler için bir masal niteliğinde."Die Welt"Michael Ende'nin hayal gücü ve fantazyalarla dolu bu masal-romanı dünya çapında bir başarıya ulaştı ve klasikleşti."Buch aktuell

von Sadettin Ökten

Bu toprakların derin bilgeliği, bugünü yeniden inşa etmekte bize nasıl bir yol gösterebilir? Gönül, *Çalab’ın tahtı*dır, ses verir; yeter ki biz onun fısıltısını işitelim. Kalp bağırıp çağırmaz, sadece fısıldar.Sadettin Ökten ve Kemal Sayar’ın bir çağrışımlar denizinde yol alan doğaçlama konuşmalarından oluşan Dünyaya Geldim Gitmeye adlı kitabın duygusal dokusunu, umut ve iyimserlik teşkil ediyor. Etkin bir iyimserlik.Bu satırlarda yılgınlık ve yeise yer yok. İnsan, elindeki imkânları daha soylu bir hayat sürmek için seferber etmek zorundadır: Gönlü mihver alan bir yolculukta, ödev ahlâkı ve sorumluluk bilinciyle yaşamak. Üzerinde yaşadığımız mübarek toprağın ve altında nefes alıp verdiğimiz mübarek gökyüzünün bize yüklediği emanet şuurunun farkında olmak.İnsan, anlamdan boşaltılmış bir kâinatı ancak bu şekilde yeniden ışıklandırabilir, kozmik yalnızlığından kurtularak, *Allah bes, bâkî heves* dediği bir birlik düşüncesine ulaşabilir.Geldik gidiyoruz, bütün mesele *aşk ile ânı seyretmek

von Seray Sahiner

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 160 p. Kapak Tasarim : Füsun Turcan Elmasoglu “Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya oldugunu biliyordum diye… Kâbustayim ama bunun mhayatim oldugunu biliyorum.” Hem benzersiz hem de fazlasiyla tanidik biri Ülker. Kocasindan siddet görmüs, gidecek yeri olmadigindan bu eziyeti yillarca sineye çekmis bir kadin. Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yasam alani ararken can havliyle bir hastaneye siginir ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi is edinir. “Aglayanin bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanati olarak kullanip hayatta kalmanin yollarini arar. 2012 yilinda Hanimlarin Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yilinda Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Sahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armagan ediyor!

von Ebru Cündübeyoglu

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 168 p. Emekli felsefe hocasi Ferda Sile'de tek basina yasamaktadir. Yazdigi fantastik romanlarla edebiyat dünyasinda kendine hatirli bir yer edinen Ferda gitgide yazmakta zorlandigini, soyut düsünme yetenegini kaybetmeye basladigini fark eder. Yazdiklarinin arasi iyice açilmaya baslayip birtakim unutkanliklar da bas gösterince doktora gitmeye karar verir. Konulan teshis, hayatinin iplerini siki siki tutmaya aliskin, yasamini beyniyle yöneten Ferda için tambir yikim olur. Alzheimer beynini tamamen ele geçirip bedenini bos bir kabuk haline getirmeden harekete geçmek zorundadir. Canindan çok sevdigi kizina yük olmamak Ferda için hayat memat meselesidir artik.

von Sharon M. Draper

Şimdiye kadar tek kelime konuşmadım. Neredeyse on bir yaşındayım.İngiltere&'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper&'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış. 11 yaşındaki Melody&'nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikaye Melody&'nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

von Paola Peretti

Original bdg. 13,50 / 20,50 cm. In Turkish. 208 p. Orijinal baslik: The Distance Between Me And The Cherry Tree Translated by Esma Fethiye Güçlü p kiraz agacini selamliyorum. Babamla birlikte her gün geçtigimiz sokaktan bakinca onu uzaktan -ama sadece biraz uzaktan- görebiliyorum. Aslinda karsimda gördügüm sey renkli bir leke ama ben onun agaç oldugunu, yani hayallerimdeki gibi iyi yürekli bir devin saçlari oldugunu biliyorum. Tamamen bulanik, ama orada. Yazarin kendi yasam hikâyesinden esinlenerek, küçük bir kizin görme yetisini kaybetmesiyle ilgili kaleme alinmis olan bu roman her yastan okur için. Küçük Prens, Içimdeki Müzik gibi kitaplarin hayranlari için çok özel bir yeri olacak… Mafalda, dokuz yasindaki bir kiz çocugu ve bildigi bir sey var: Gelecek alti ay içinde, görme yetisini tamamen kaybedecek. Mafalda, görünürdeki bu karanlik gelecekte yolunu bulabilecek, okula gidebilecek, futbol oynayabilecek ve kedisine bakabilecek mi? Ailesi ve arkadaslarinin yardimiyla Mafalda, kendisi için önemli olan seyleri kesfetmeye çalisir. Görme yetisini kaybetse de yapabilecegi seylerin listesini çikarir…

von Ellen Marie Wiseman

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 464 p. Hiç sahip olmadiginiz bir sevgiyi özlediniz mi? Dört duvar arasina hapsedilmek nasil bir duygu bilir misiniz? Benim tanidigim tek dünya, bu tavan arasi. Keske pencere açik olsaydi da disarinin havasini içime çekebilseydim dedigim ne çok zaman oldu. Bir teleskobum var, disariyi ancak bu sekilde görebiliyorum. Anneme göre sokaga çiksam insanlar benden korkarmis. Lanetli, ucube bir çocukmusum ben. Odamda kendime bakabilecegim bir ayna yok. Bedenimden tenimin bembeyaz, saç uçlarimdan da saçlarimin sari-beyaz renginde oldugunu görebiliyorum. Gerçekten çok mu çirkinim? En çok istedigim sey kitaplarda resimlerini gördügüm sirke gitmekti. Ama hayalini kurdugum o sirkin benim kabusum olacagini nereden bilebilirdim ki? Rüzgârin ilk kez tenime degdigi o aksamda bir sirke satildim. Hem de öz annem tarafindan… Keske ailem beni sevseydi. Keske annem kizim deyip saçlarimi oksasaydi ama ben bir ucubeyim… Simdi en yakin arkadasim bir fil. Farkli olsak da tutsak edildigimiz dünyada döktügümüz gözyasi bile ayni. Kim miyim? Ben, Lilly Blackwood, ne kadar görmezden gelirseniz gelin benim gibi dislananlarin sesi olmaya devam edecegim… Beyaz Filin Gözyaslari… Yine bir toplumsal olayi konu alan Ellen Marie Wiseman, birbirimizden ne kadar farkli olsak da hissettigimiz duygularin ayni oldugunu, hayallerimizi yakalamak için mücadeleyi birakmamamiz gerektigini yürek parçalayan bir dille anlatiyor…"Wiseman, sevgiye muhtaç iki küçük kizi içeren aile sirlariyla örülü, elinizden düsüremeyeceginiz bir hikayeye daha imza atmis. Filler Için Su'yu sevenler, bu kitaba da bayilacak."- Library Journal

von Jay Kristoff

Üçüncü Güneşin Doğmaya Hazırlandığı Bir ÜlkeTecrübeli Bir Katil, Yeniyetme Bir GladyatörKıyasıya Bir MücadeleKorkunu Yenersen Dünyayı YenersinItreya Cumhuriyeti'nde üçüncü güneş doğmaya hazırlanırken ülkenin en görkemli müsabakalarının sergilendiği Venatus Magni yaklaşmakta, Tanrımezarı'nda yılın en büyük oyunları başlamaktadır.Mia artık Kızıl Kilise'nin Kılıcı olsa da bu konumu hak etmediğini düşünenler vardır ve Mia eski bir düşmanıyla kanlı bir yüzleşmeden sonra Kilise'nin asıl amacından şüphelenmeye başlar. Hem Kızıl Kilise'nin karanlık sırlarını ortaya çıkarmak hem de ailesinin katillerinden intikam almak için köle kılığına girerek bir gladyatör birliğine satılır. Mia gladyatör olup intikamını almak için arenada rakipleriyle çarpışırken yeni dostlar, kanlı rakipler, gölgelerle arasındaki bağa dair daha da karanlık sorularla karşılaşır. Venatus Magni'deki büyük oyunların finalinde halkın karşısına çıkacağı söylenen Konsül Scaeva ve Kardinal Duomo'nun hakkından gelme planları yapan Mia için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.Mıa İntikamı Mı Seçecek Yoksa Sadakati Mi?"Trajedi, ihanet ve zafer sarmalındaki bu olağanüstü macera, amansız şiddeti ve korkunç canavarlarıyla, kükreyen kalabalıkları ve kör olasıca şanıyla okurunu coşturup zevkten dört köşe edecek." - Publıshers Weekly"Daha ateşli, daha kumlu, daha şiddetli, daha kanlı. Jay Kristoff 'un Tanrımezarı fazlasıyla heyecanlı bir başyapıt. Tanrımezarı'nda gerilimin dozu o kadar yüksek ki kitap bitince ne yapacağınızı bilemeyeceksiniz." - Usa Today"Ailesinin intikamını almak için suikastçılık eğitimi gören Mia Corvere, serinin ikinci kitabında, can düşmanlarının Tanrımezarı'nda gerçekleştirilen büyük oyunların finalinde halkın karşısına çıkacağını öğrenir. The New York Times'ın Locus ödüllü çoksatan yazarından." - School Lıbrary Journal"Ne söylersem söyleyeyim bu kitabın hakkını veremeyeceğimi hissediyorum. Ama şu bir gerçek ki, Kuzgunun Gölgesi'nden çok daha kanlı, ateşli, şiddetli ve belalı. Böyle bir şeyin mümkün olabileceği kimin aklına gelirdi ki? Sorular cevabını buluyor, daha fazla soru ortaya çıkıyor ve yavaş yavaş, Mia'nın geçmişine dair bir şeyler öğreniyoruz."- The Ya Cırcle, Tanrımezarı Blog Sayfası"Tanrımezarı son derece çarpıcı ve karanlık. Özellikle kadınlardan oluşan hayli dinamik ve güçlü karakterler barındırıyor. Hele son seksen sayfada aklınızı başınızdan alacak, size kafayı yedirtecek. Genç-Yetişkin kategorisinde cinsellik, kan ve argodan hoşlanıyorsanız önce Kuzgunun Gölgesi'ni, ardından Tanrımezarı'nı okuyun derim."- Bang Bang Books, Tanrımezarı Blog Sayfası"Nevernight'ın hikayesi taşkın bir nehir gibi. Okur, zor tercihler ve çelişkili sadakatler dünyasına dalıp boğuluverecek. Romandaki karakterleri yıllar geçse de unutamayacaksınız."- Robın Hobb

von Stefan Zweig

Yatak odasının kapalı atmosferinden yavaşça çıkıp balkona çıktığında ürperdi. Farkında olmadan bedeninin sıcaklığına yakın olmak için dirseklerini içeri çekti. Aşağıdaki manzara halen sisin içine gömülüydü. Yoğun, sütümsü buhar Zürih Gölünün üzerini kaplamıştı. Bu tepeye tünemiş küçük evinden göl genellikle bir ayna gibi dümdüz görünür ve gökyüzünden geçen her bir beyaz bulutu yansıtırdı. Gözünün gördüğü, ellerinin dokunduğu her yer ıslak, karanlık, kaygan ve griydi.Ağaçlardan su damlıyor, evin kirişlerinden aşağı su sızıyordu. Dünyanın sisin içinden uyanışı tıpkı üzerinden sular akarak nehirden çıkan bir adama benziyordu.