Empfehlungen basierend auf "Roma Imparatorlugunun Gerileyis ve Cöküs Tarihi 3"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Zulfu Livaneli
Romanlari cok satanlar listesinden inmeyen, oduller alan, 30 dile cevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarilan Zulfu Livaneli, Leyla'nin Evi'nde her biri ayri bir dunyadan gelen insanlarin hayatlarini bir Istanbul romaninda kesistiriyor...Bogazici'nde Bosnalilar Yalisi'nda dogup buyumus pasa torunu Leyla Hanim, yalinin yeni sahibi omer Cevheroglu tarafindan sokaga atilir ve mahallenin cocuklarindan gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekir evine siginmak zorunda kalir. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adi"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmis, hip-hop tarzi muzik yaparak "yirtmaya" ugrasan bir Almanci kizidir. Leyla Hanim, yalinin yeni sahipleriyle gorusmeye calistigi bir gun, omer Bey'in babasi, Kadizade Konagi'nin emektar vekilharci, dort kusaktir konaklarda hizmetkirlik yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanisir. Her biri ayri bir dunyadan gelen bu insanlarin hayatlarinin kesismesi, onlari hem kendilerini hem de birbirlerini degistirecekleri, kimi zaman acili kimi
von Mehmet Yıldız
Çıkmazdayım ya Rab… Hangi duygu ile yürüsem kalbimin yollarında sonu karanlık. Sana çıkmayan her yolda kayboldum, her sevdada boğuldum. Ve şimdi kalbimi acıtan, hayatımı zindana çeviren ne varsa hepsini aldım geldim huzuruna. Sen ki yenilenlerin, yorulanların, kırılanların, düşenlerin de Rabbisin! Merhametinle sar yaralarımı… Her şeyin gelip geçici olduğu şu dünyada kalbimi bâkî olana râzı et… Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız, Yâ Bâkî Entel Bâkî’de de akıcı üslubuyla Allah'ı, dini ve peygamberi anlatmaya devam ediyor…
von Zülfü Livaneli
Roman okumak istiyorsanız...Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi&'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran&'ın (36) ABD&'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner&'i (87) karşılamasıyla başlar.1930&'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi&'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile&'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad&'da Zülfü Livaneli&'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.
von Pierdomenico Baccalario
Hayali Gezginler KulubuIkidir sayisi, denizi gozleyen koruyucularin,Kaprisli, tuyler urpertici ve kaldirmislar mizraklarini.Uctur sayisi onlari durduracak arkadaslarin,Ama inanin hicbiri cevirmeyecektir oteki yanagini.Julia duvara surtunerek birkac adim daha atti. Ici doldurulmus bir maymun kuklasinin yanindan gecip duvarin kosesinden oteki tarafa bakti. Yerde baska kelebekler, yanip sonen bir isik, ici doldurulmus devasa bir yaratigin bedeni ve yari aralik bir kapi vardi.Tuylu bir el birdenbire agzini kapadi. Kukla oldugunu sandigi maymunun kolu hizlica hareket edip onu geriye cekti. Julia gozlerini acip bagirmaya calissa da basaramadi. Yere dusup kendisini kelebeklerin ve cam kiriklarinin arasinda buldu. Ayaga kalkmayi denedi ama basina sert ve agir bir seyle vuruldu.Kilmore Koyu'nda en uzun gunun safagi. Yagmur her seyi gri bir ortuyle orterken simskler, gok gurultuleri ve patlama sesleri koyun sessizligini bozuyor. Oysa bunlarin fitinayla alakasi yok. Bunlar Kaptan Spencer'in efsanevi gemisi Mary Grey'den atilan top gulleleri.Artik herkes elinden geleni yapmali. Covenant ikizleri, en buyuk dusmanlariyla tek baslarina hesaplasmali. Cunku Kaptan Spencer'i yenebilecek tek kisi olan Ulysses Moore, ortalarda yok...Hayali Gezginler Kulubu, Ulysses Moore efsanesinin on ikinci kitabidir.Sayfa Sayisi: 288Baski Yili: 2012Dili: TurkceYayinevi: Dogan ve Egmont Yayincilik
von Yilmaz Ozdil
Son 10 yilda yasadigimiz her sey..."Bes gazetenin arsivinden 460 bin sayfa taradim. Sirf arsiv taramasi 1.5 senemi aldi. isim sehir Hayvan ve isim sehir Bitki gibi köse yazilarimdan derleme degil... Sifirdan yazildi. 3 Kasim 2002'de basliyor. Bugün
von Ahmet Umit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
von Iclal Aydin
Zorba, itaatkirin uzuntusuyle beslenir..."Sevgin diregimiz, uzerimize saldigin korku catimiz olmus meger. Mutsuzlugumuzdan orulu bir devlet yaratmissin hepimize.Sen en cok beni severdin ya.En cok beni kole yapmissin kendine." Samire, Yasar, Lorin.Birbirlerinin golgesinde saklanan, birbirlerinin masalini yazan uc kuskun kadin.Yaralari dogustan, lanetleri miras...Yalnizligin kuyusunun basindan ayrilmadan, kederlerinin yankisini dinlediler.Her masalin sonu gece degildi elbet.Uc, ikiden ve dahi birden iyiydi.Ve her yanlisin dogrusu kendi icinde gizliydi.Kanadi kirik uc kadin, odedikleri agir bedellerin karsiligini, icinde cirpinip durduklari, kapisi acik olsa da cikip gidemedikleri golge kafeslerinde bekledi. Ihtiyac duyduklari inanc, temize cekecekleri gecmiste sakliydi. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 340Baski Yili: 2013Dili: TurkceYayinevi: Artemis Yayinlari
von Ege Soley
Bazı şeyler var hayatta, insan yapana kadar yapabileceğini bilmiyor. Daha fenası, inanmıyor da elinden gelebileceklere. Çizeceği resimlere, söyleyebileceği şarkılara, anlatacağı hikayelere inanası gelmiyor. Kendini bitmiş, elindekiler çoktan tükenmiş gibi hissediyor. Oysa hepimizin içinde, coşkuyla açabilmek için doğru topraklara ekilmeyi bekleyen tohumlar uyuyor.Sakin ve Yakın kitaplarının yazarı Ege Soley'le bu kez "bambaşka" bir yolculuğa çıkıyoruz. İngiltere'de siyaset eğitiminin ardından her şeye sıfırdan başlama kararıyla, kendini Paris'te bir çiçekçide çırak olarak çalışırken bulan Ege'nin deneyimleri, bize bu mesleğin hiç tahmin edilemeyecek kapılarını aralarken hayata her an yeniden başlamanın da mümkün olduğunu hatırlatıyor...
von Nazan Bekiroğlu
Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 536 p. Nazan Bekiroglu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Istanbul hattinda geçen muhtesem bir roman. Balkan Savasi döneminde baslayip I. Dünya Savasi'na uzanan bir öykü… Trabzon'dan ve Tebriz'den dogup birbirlerine dogru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlasan iki irmak… Aslinda çok irmak… Tebriz'in en büyük, en asil hali tüccarinin deli fisek oglu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra… Atesin bakisli atesin duruslu; irmagini kendi bildigince alev ates akitmayi seçen bir genç kiz Azam... Adi ne ask ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'in irmagina dolanan Batumlu kitapçi Sophia... Aciyla yogrulan, yogruldukça durulasan, kendi varliklarini sevdiklerinin varliginda eriten Büyükhanim ve Hacibey… Ve hep kendi içine dogru akan, kendi irmagini gencecik yasta milleti için kurutan, Trabzon'un "kirik kafiyesi" Ismail, ah Ismail… Iki büyük savasin savurup yeniden sekillendirdigi hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farkli inançlarin aktigi ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroglu'nun mürekkebi ask olan kaleminde bulustu. Nar Agaci hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… Incelikle islenmis karakterleri, son derece zengin detaylari ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyani çarpacak ve yillarca unutulmayacak bir kitap...