Empfehlungen basierend auf "Peter Pan"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Gabriele Clima
Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 184 p. Original title: Il Bambino Che Faceva Le Fusa Translated by Esma Fethiye Güçlü Illustrated / Photos by Ilaria Campana Bir ev kedisi ile özel bir çocugun sira disi arkadasligi… Ev kedisi Pepe, insanlari Anne, Baba ve Tato ile birlikte siradan bir kedi hayati yasamaktadir. Oldukça merakli ve hareketli bir kedidir. Günleri komsunun köpegiyle atisarak, güvercinlere söylenerek ve uyuyarak geçer. Pepe'nin hayati, yasadigi binanin dördüncü katina daha önce hiç görmedigi bir çocugun tasinmasiyla degisir. Bu çocuk onun tanidigi diger çocuklardan farklidir. Hiçbir zaman evden disari çikmaz. Penceresinde kilit oldugu için camdan disari bile bakamaz ve zamaninin çogunu resim çizerek geçirir. Pepe, onun eve hapsedildigini düsünür ve çok tuhaf buldugu küçük çocugu yakindan tanimayi ister. Fakat o bir kedidir ve insanlarla nasil iletisim kuracagini bilmez. Yine de yeni arkadasini güldürmenin ve her seyden önce onun kalbini isitmanin bir yolunu bulmalidir.
von Ege Soley
Bazı şeyler var hayatta, insan yapana kadar yapabileceğini bilmiyor. Daha fenası, inanmıyor da elinden gelebileceklere. Çizeceği resimlere, söyleyebileceği şarkılara, anlatacağı hikayelere inanası gelmiyor. Kendini bitmiş, elindekiler çoktan tükenmiş gibi hissediyor. Oysa hepimizin içinde, coşkuyla açabilmek için doğru topraklara ekilmeyi bekleyen tohumlar uyuyor.Sakin ve Yakın kitaplarının yazarı Ege Soley'le bu kez "bambaşka" bir yolculuğa çıkıyoruz. İngiltere'de siyaset eğitiminin ardından her şeye sıfırdan başlama kararıyla, kendini Paris'te bir çiçekçide çırak olarak çalışırken bulan Ege'nin deneyimleri, bize bu mesleğin hiç tahmin edilemeyecek kapılarını aralarken hayata her an yeniden başlamanın da mümkün olduğunu hatırlatıyor...
von Zülfü Livaneli
1991 yılında yayınlanan Orta Zekalılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor."Orta Zekalılar Cenneti'ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre 'orta zekalı'ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi -deyim yerindeyse- kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekalılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar."-Ömer Zülfü Livaneli -
von Ahmet Ümit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekan. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul'a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alman hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
von Margaret Atwood
"Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu."Kadın, "bunaltıcı düşlerden uyandığı" bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık aşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı.Margaret Atwood'un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakar bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.Anlatılan bizim hikayemizdir!
von Juan Rulfo
Ispanyolcanin Don Quijote'den sonraki en buyuk basyapiti!Her yolu kullanarak istedigi her seyi elde eden toprak agasi, kotulugun ta kendisi Pedro Páramo...olum dosegindeki annesinin -Marquez'in Macondo'suna esin kaynagi olacak- hayaletli koy Comala'ya babasini aramaya gonderdigi Juan Preciado...Pedro Páramo'nun cocukluk aski, butun omrunce tutkuyla sevdigi Susanna San Juan...Ve hem Meksika edebiyatinin hem de butun Ispanyolca edebiyatin temel taslarindan Juan Rulfo'nun tek romani: Pedro Páramo.Sayfa Sayisi: 132Baski Yili: 2015Dili: TurkceYayinevi: Dogan Kitap
von Birsen Ekim Özen
Burasi Buyuk Camlica Tepesiymis. Yani bunun bir de kucugu varmis. Buyuk Camlica Tepesinin manzarasi harika diye annemler burayi tercih etmisler. Annem panaromik yer dedigi demir parmakliklarin onunde bir yer bulunca Istanbul'u doya doya seyretmeye basladik. Saga dogru bakinca bogaz uzayip gidiyor. Sola dogru bakinca deniz genisliyor ve uzerinde adalar oldugunu goruyorsun. Bu kitapta Sirin'le birlikte Marmaray'a binecek, Uskudar'in daracik sokaklarinda yuruyecek, Camlica Tepesi'nden Istanbul'u izleyecek ve coook egleneceksiniz!(Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 96Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Cocuk
von Birsen Ekim Özen
Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 96 p. "Hediyelerin alinacagi Kapaliçarsi'nin nasil bir yer oldugunu arastirmaya karar verdim. Sonuçta orasi benim savas meydanim sayilir. Gülensu'yu geri püskürtmek için orada savasacagim. Bunu basarirsam dayim tekrar benim sevgili dayim olacak." Bu kitapta Sirin'le birlikte Beyazit Meydani'ni, Sahaflar Çarsisi'ni, Kapaliçarsi'yi gezecek ve çoook egleneceksiniz!
von Cengiz Aytmatov
Paperback. 12,00 / 19,50 cm. In Turkish. 110 p. Deniz Kiyisinda Kosan Ala Köpek, Cengiz Aytmatov'un mitoloji ile gündelik hayati bir araya getirdigi ve insanligin en büyük erdemlerinden olan metanet ve fedakarligin trajik hayatlarimizda ne kadar büyük bir öneme sahip oldugunu essiz bir üslupla anlattigi hikayesidir. Okuyucuyu hüzünlendiren ve tesiri altina alan bu hikaye, Aytmatov'un diger hikayelerinden farkli olarak bir bozkirda degil, denizin tam ortasinda geçer. Bir yaratilis efsanesi ile baslayan hikayede bir babanin, evladi için hayatindan vazgeçisinden bahsedilir. Hatta yalnizca bir babanin degil, küçük bir çocuk olan Kirisk'in yasamasi için üç adamin ölüme gidisi âdeta yüreginize islenerek anlatilir. "Koca bir denizin ortasinda susuzluktan ölüp gitmek korkunç bir seydi. Eskiden övündügü nesi varsa hepsi yok olup gitmisti ve ölüm hiç de uzak degildi artik. Ama gögsündeki yüregi yine gençlik yillarindaki arzularla, tutkuyla çarpiyor, gönlü kocamiyordu. Ne büyük bir felaketti gönlün hiç yaslanmamasi! Çünkü, gönül yaslanmayinca, düsleri, düsünceleri de degismiyordu. Ve insan ancak rüyada, düsüncelerde hür ve ölümsüzdü…"
von Jeff Kinney
Bir nesil arkadaşlığı, bir kitabı paylaşıp okumaktan keyif almayı Saftirik'le öğrendi.Jeff Kinney'nin olay yaratan ve yayımlandığı 50'den fazla ülkede satış rekorları kıran Saftirik Greg'in Günlüğü serisinin son kitabı Yıktı Geçti! bütün dünya ile aynı anda Türkçede!"Çocukken insanı okulla, ödevlerle bu kadar oyalamasalar Şimdiden ünlü olurdum ama bunlarla uğraşmaktan İSİM yapacak vaktim kalmıyor."Heffley ailesine hiç beklemedikleri bir anda miras kalınca evlerinde büyük değişiklikler yapma şansına kavuşuyorlar. Ama kısa sürede ev tadilatının sadece yıkıp dökmekten ibaret olmadığını anlıyorlar.Duvarlar yıkılırken ortaya bir sürü sorun çıkıyor! Neler mi? Çürümüş keresteler, zehirli küf, istenmeyen yaratıklar ve bu yenilemeyi Greg'le ailesinin burnundan getiren çok daha uğursuz şeyler.Tüm bu toz duman dağıldığında Heffley'ler evlerinde mi kalacak. yoksa şehri mi terk edecekler?