Empfehlungen basierend auf "Palto"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Selahattin Demirtaş

Seher'deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.Demirtaş'ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı. Oya BaydarSiyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş'ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor. Zülfü Livaneli

von Zülfü Livaneli

"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." Yaşar Kemal"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."12 Mart rüzgarlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar.Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir...Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.

von Lev Nikolayeviç Tolstoy

İşte o gün, talihin yüzüne güldüğü bir adam olan ben, her akşam tek başıma soyunduğum odamdaki bölmenin çapraz kirişlerine kendimi asmayayım diye kendimden bir ipi sakladım ve şeytana uyar da hayatıma kolay yoldan son veririm diye de silahımı yanıma alıp çıktığım o avlara çıkmaz oldum. Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum, ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.Bütün bunlar başıma talihin tam anlamıyla yüzüme gülmüş olduğu bir dönemde geliyordu. Henüz elli yaşına basmamıştım, çok sevdiğim iyi bir karım, iyi çocuklarım ve ben fazla bir gayret göstermeden gelişen ve büyüyen geniş bir malikanem vardı. Akrabalarımdan ve eşimden dostumdan, hiç olmadığı kadar saygı görüyordum. İnsanlar beni övüyorlardı. Ben de ünlü biri olduğumu düşünmekle kendimi hiç de kandırmış olmazdım. Deli ya da ruhsal yönden rahatsız olmak şöyle dursun, tam tersine benim gibi insanlarda nadir rastladığım bir şekilde zihin ve beden melekelerim son derece güçlüydü. Beden gücü olarak ekin biçmede köylülerden geri kalmazdım, zihin olarak da ara vermeksizin sekiz, on saat çalışabilir, böyle bir zorlanmadan dolayı da hiçbir rahatsızlık duymazdım.

von Mehmet Yıldız

Çıkmazdayım ya Rab… Hangi duygu ile yürüsem kalbimin yollarında sonu karanlık. Sana çıkmayan her yolda kayboldum, her sevdada boğuldum. Ve şimdi kalbimi acıtan, hayatımı zindana çeviren ne varsa hepsini aldım geldim huzuruna. Sen ki yenilenlerin, yorulanların, kırılanların, düşenlerin de Rabbisin! Merhametinle sar yaralarımı… Her şeyin gelip geçici olduğu şu dünyada kalbimi bâkî olana râzı et… Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız, Yâ Bâkî Entel Bâkî’de de akıcı üslubuyla Allah'ı, dini ve peygamberi anlatmaya devam ediyor…

von Defne Suman

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 376 p. Sevda bir kapidir. Nereye açildigini bilmezsin, yine de içeri adimini atarsin. Sanat tarihçisi Melike, Istanbul'daki Bizans kiliselerini gezdirecegi Yunan yönetmen Petro'nun kendisini bambaska bir amaçla aradigini bilemezdi. Petro'nun ortaya çikisinin, ailesindeki sir kapilarini bir bir aralayacagini, ask hikâyelerini, kayip hikâyelerini, acili ada hikâyelerini ortaya serecegini hayal bile edemezdi.   Yaz Sicagi bir parçalanma ve kavusma öyküsü. Baba ile kizin... Kadin ile erkegin... Ana ile ogulun... Ikiye bölünmüs topraklar ile ayri düsmüs kardeslerin...   Kendi duygusal gelgitlerimden, içimdeki didismeden, hiç hesapta yokken geçmise savrulmaktan yorulmustum. Hepsi Petro yüzünden. Babaannemin anisini getirmisti iste. Yaninda da babaminkini. Kapattigim pencereleri bal gözlerinin bir bakisiyla açivermisti. Ben artik açilmaz o pencereler zannediyordum. Kullanilmamaktan paslanmis, sismis, sikismistir.

von Ahmet Simsirgil

Sultan Mehmed alayla sehre girdi ve Ayasofya'ya geldi. Atindan inerek mabedin icine girdi. Ayasofya'nin icinde bulunan patrik ve halk padisahin ayaklarina kapanarak aglasmaya basladilar. Fatih Sultan Mehmed elleriyle susmalarini isaret etti. Ortaligi sukunet kaplayinca patrige: "Ayaga kalk! Ben Sultan Mehmed sana ve arkadaslarina ve butun halka soyluyorum ki bugunden itibaren artik ne hayatiniz ve ne de hurriyetiniz hususunda benim gazabimdan korkmayiniz."Fatih Sultan MehmedYediden yetmise herkese tarihi sevdiren kiymetli ilim adami Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleme aldigi KAYI serisinin ikinci kitabi KAYI II: Cihan Devleti'nde; Sogut ve Domanic'te baslayan ve adi Osmanli olan devletin mimarlarinin planli, programli ve disiplinli hareketleri; insani degerlere bagli, inancli ve temiz yasayislariyla bir asra varmadan gercek bir dunya gucune dogru giden muazzam basarilarinin devamini bulacaksiniz.Sultan Celebi Mehmed'in Fetret Devri'nden cikardigi devlete, oglu II. Murad Han zindeligini

von Emrah Ateş

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 92 p. Emrah Ates, daha önceki kitaplarinda yaptigini yapmiyor bu defa; birbirini takip eden öyküler degil, birbirinden bagimsiz öyküler ile çikiyor okuyucusunun karsisina.Suskun Selim, Varsayalim Ferhan, Topal Kemal ve digerleri…Hepsi bambaska hayatlarin bambaska insanlari. Ama hepsinin yine de bir ortak noktasi var:Hepsi "güzel seylerin yoklugu"na sahip…Bu kitabi okuyun, basucu kitabiniz olacak. Iddia ediyoruz!"Insanin mayasi toprak. Vakti gelince çatlamaya basliyor," dedim içimden; annemin çatlamis ellerine takilmisti gözüm. Sadece eli de degil üstelik; yüzü, kolu, vücudunda benim görebildigim her yeri, belki görmedigim yerleri de kurumus bir toprak gibi çatlamisti annemin. Zaman insana varligini böyle ispat ediyordu belki de.

von Yukito Ayatsuji

Paperback. 14,80 / 21,00 cm. In Turkish. 380 p. Kimse farkina varmadan sinif nüfusunun bir kisi artmasi ve "O"nun baslamasiyla birlikte, üçüncü sene Sinif 3'ten her sene en az bir ölü çikmaktadir. Bu durumla basa çikmanin yolu ise siniftan herhangi birine "var olmayan kisi" olarak davranilmasidir. Sinifin arasina karismis olan "ölü" yerine "var olmayan kisi" olarak kabul edilen ögrenci Mei Misaki'dir. Yukari Sakuragi ve annesi, Sanae Mizuno, Ikuo Takabayasi... Felaketler pesi sira devam etmektedir. Simdi ikinci "var olmayan kisi" ise Koiçi olmustur. Bir kez baslarsa durdurulamaz... "Ölü" kim?

von Adalet Ağaoğlu

Original bdg. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 1000 p. Türk edebiyatinin basyapitlarindan Dar Zamanlar üçlemesi, ilk kez tek ciltte okurlariyla bulusuyor. "Agaoglu, Ölmeye Yatmak romaninin baskisisi olan Aysel tipinde, egitim düzeyinde ortaya konan Batici Cumhuriyet ideolojisi ile aile düzeyinde ortaya konan geleneksel ideolojiyi karsi karsiya getiriyor." -Hilmi Yavuz "Oguz Atay'in Tutunamayanlar'i ile aydinlarin iç dünyasina açilan pencere, Adalet Agaoglu'nun o nefis yapiti Bir Dügün Gecesi ile Tanpinar'in Huzur'unun bir uzantisi niteligine bürünmektedir." -Vedat Günyol "Adalet Agaoglu, yalnizca Hayir…'in son halkasini olusturdugu üçlemesiyle, bütün romanlariyla kimi sorunsallarin pesinde bir yazar kimligindedir. Romanlarinda en öne çikan yan, düsünsel içeriktir. Hayir… onun bu özelliginin belki de en yogun biçimde alimlanabilecegi bir roman…" -Füsun Akatli

von İsmail Güzelsoy

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 360 p. Simdi bir rüya kadar uçucu, bir hayal kadar uzak, hatirlayis kadar tehlikeliyiz. Bir varlik kendisini baskasinin elinde yaratabilir mi? Sekiz yüzyil önce Artuklu sarayinda El-Cezerî isimli mühendisin yaptigi karmasik robotlarin can kazandigi büyülü bir masala yolculuk yapiyoruz Hatirla'da. Zulmün, adaletsizligin hükmüne son vermek, senligin ve nesenin hüküm sürdügü bir hayat kurmak düsündügümüzden daha kolay olabilir mi? Sokaklarda dans eden bir kiz çocugu acimasiz tiranlarin zulmünü yikabilir mi? Evet, diyor Hatirla. Çünkü sokaklarda dans edilmedigi zaman orada kan akiyor. Arka arkaya siralanan sürprizlerle birbirine geçen, birbirine baglanan sekiz yüz yillik iki serüvenin siirsel romani Hatirla. Zamanin yalnizca bir hatirlama yolculugu oldugunu fisildiyor bize. Umudun son kirintisi da tükendigi zaman kapimizi omuzlayip ruhumuzu ele geçiren bir aski tarif ediyor. Cibes Iso, Zakir, Suzan, Samet, Kedi Sulbu...  Her biri kendi aykiri dünyasindan çikip hatiralariniza ortak olacak. En umutsuz oldugunuz zaman, çok uzaklarda kaldigini, unutulup gittigini zannettiginiz o sifreli sözü fisildayacaklar size: Hatirla... Ismail Güzelsoy Hatirla'da yine bizi bir anlati sölenine davet ediyor.