Empfehlungen basierend auf "Ülker Abla"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Hoimar von Ditfurth

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 428 p. Translated by Veysel Atayman Edited by Çigdem Sentug Cover design: Adnan Elmasoglu Genel Yayin Yönetmeni : Mustafa Küpüsoglu "Beynimiz hazir, bir sekilde gökten düsmedi. Beynimiz yaklasik bir milyon yil önce kendi varliginin bilincine varmaya basladiginda en azindan bir milyar yasindaydi. Öznenin yasantisinda ilk kez dünyanin bir tür izdüsümü, bir tür kopyasi ya da imgesi ortaya çiktiginda, bu imgenin neye benzeyecegi konusundaki kararlar evrimce çoktan alinmisti… Her halükârda bunlar biyolojik kararlardi." –Hoimar von Ditfurth "Hoimar von Ditfurth, bilimsel bilgilerin içinden ilerleyerek dünyanin bütünsel bir resmini çikartiyor karsimiz. Burada bize aktarilan sey ‘bilimin ne dedigi' degil. Bilimden yararlanarak ve bilimsel bilgiden en küçük bir ödün vermeyerek dünyayi kavrayisimiza iliskin bir öykü, hatta bir roman yaziyor Ditfurth. Bu nedenle onun kitaplarina ‘popüler bilim' sifatinin ne kadar uydugunu sormadan edemiyorum. Ya da acaba ‘asil popüler bilim budur' mu demek gerekiyor?" –Turgay Kurultay

von Mehmet Yildiz

Dünyada nereye bakarsan bak her yer kalabalık... Tek bir yer hariç! Hastaneler tıklım tıklım. Sanki herkes hastalanmış ve doktora gelmiş gibi... Mağazalar insan kaynıyor. Sanki tüm insanlar aynı anda alışverişe çıkmış gibi... Caddelerde adım atacak yer yok. Dünya sokağa dökülmüş gibi... Bir de camiye gidiyorsun bomboş. Sanki namaz farz değilmiş gibi... Çünkü bu asır namazı işine, eşine, yoğunluğuna, yorgunluğuna feda edenlerin asrı… Bahanelerin imanın önüne geçtiği, müsait zaman Müslümanlarının asrı… Öyle ki çoğu insan vakti veren Allah’a vakit ayıramaz hale gelmiş, “çalışmak ibadettir” deyip çalışma uğruna tüm ibadetleri terk etmiş…

von Nadine Wilmschen

Dating. Beziehungen. Wahre Gefühle. Alles Erfahrungen, die Annie bisher nicht gemacht hat. Auf der Uni soll sich das ändern. Sie verfasst eine Liste mit Dingen, die sie unbedingt erleben möchte. Den ersten Kuss, Verabredungen und Schmetterlinge im Bauch. Doch wie soll sie das anstellen, wenn sie keine Ahnung von Männern, geschweige denn von Beziehungen mit ihnen hat? Für Annie gibt es nur eine Lösung: Sie muss üben. Ausgerechnet in Adam Baker, dem verschlossenen wie mürrischen Ex-Footballer, findet sie einen unfreiwilligen Partner. Dumm nur, dass sich Gefühle nicht an Übungspläne halten und Adam bereits vergeben ist ...

von Esma Fethiye Güclü

Durup kiraz aacn selamlyorum. Babamla birlikte her gn getiimiz sokaktan baknca onu uzaktan -ama sadece biraz uzaktan- grebiliyorum. Aslnda karmda grdm ey renkli bir leke ama ben onun aa olduunu, yani hayallerimdeki gibi iyi yrekli bir devin salar olduunu biliyorum. Tamamen bulank, ama orada. Yazarn kendi yaam hikayesinden esinlenerek, kk bir kzn grme yetisini kaybetmesiyle ilgili kaleme alnm olan bu roman her yatan okur iin. Kk Prens, imdeki Mzikgibi kitaplarn hayranlar iin ok zel bir yeri olacak. Mafalda, dokuz yandaki bir kz ocuu ve bildii bir ey var: Gelecek alt ay iinde, grme yetisini tamamen kaybedecek. Mafalda, grnrdeki bu karanlk gelecekte yolunu bulabilecek, okula gidebilecek, futbol oynayabilecek ve kedisine bakabilecek mi Ailesi ve arkadalarnn yardmyla Mafalda, kendisi iin nemli olan eyleri kefetmeye alr. Grme yetisini kaybetse de yapabilecei eylerin listesini karr. lham veren bir cesaret ve kararllk hikayesi.

von Defne Suman

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 376 p. Sevda bir kapidir. Nereye açildigini bilmezsin, yine de içeri adimini atarsin. Sanat tarihçisi Melike, Istanbul'daki Bizans kiliselerini gezdirecegi Yunan yönetmen Petro'nun kendisini bambaska bir amaçla aradigini bilemezdi. Petro'nun ortaya çikisinin, ailesindeki sir kapilarini bir bir aralayacagini, ask hikâyelerini, kayip hikâyelerini, acili ada hikâyelerini ortaya serecegini hayal bile edemezdi.   Yaz Sicagi bir parçalanma ve kavusma öyküsü. Baba ile kizin... Kadin ile erkegin... Ana ile ogulun... Ikiye bölünmüs topraklar ile ayri düsmüs kardeslerin...   Kendi duygusal gelgitlerimden, içimdeki didismeden, hiç hesapta yokken geçmise savrulmaktan yorulmustum. Hepsi Petro yüzünden. Babaannemin anisini getirmisti iste. Yaninda da babaminkini. Kapattigim pencereleri bal gözlerinin bir bakisiyla açivermisti. Ben artik açilmaz o pencereler zannediyordum. Kullanilmamaktan paslanmis, sismis, sikismistir.

von Nazan Bekiroğlu

Nazan Bekiroglu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Istanbul hattinda gecen muhtesem bir roman. Balkan Savasi doneminde baslayip I. Dunya Savasi'na uzanan bir oyku...Trabzon'dan ve Tebriz'den dogup birbirlerine dogru yol alan iki hayat; once deli akan sonra durgunlasan iki irmak... Aslinda cok irmak... Tebriz'in en buyuk, en asil hali tuccarinin deli fisek oglu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra... Atesin bakisli atesin duruslu; irmagini kendi bildigince alev ates akitmayi secen bir genc kiz Azam. Adi ne ask ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'in irmagina dolanan Batumlu kitapci Sophia. Aciyla yogrulan, yogruldukca durulasan, kendi varliklarini sevdiklerinin varliginda eriten Buyukhanim ve Hacibey...Ve hep kendi icine dogru akan, kendi irmagini gencecik yasta milleti icin kurutan, Trabzon'un "kirik kafiyesi" Ismail, ah Ismail...Iki buyuk savasin savurup yeniden sekillendirdigi hayatlar, muhaceret, mucadele, kader, farkli inanclarin aktigi ortak zemin, uc ulke ve uc sevda Nazan

von Ahmet Simsirgil

Sultan Mehmed alayla sehre girdi ve Ayasofya'ya geldi. Atindan inerek mabedin icine girdi. Ayasofya'nin icinde bulunan patrik ve halk padisahin ayaklarina kapanarak aglasmaya basladilar. Fatih Sultan Mehmed elleriyle susmalarini isaret etti. Ortaligi sukunet kaplayinca patrige: "Ayaga kalk! Ben Sultan Mehmed sana ve arkadaslarina ve butun halka soyluyorum ki bugunden itibaren artik ne hayatiniz ve ne de hurriyetiniz hususunda benim gazabimdan korkmayiniz."Fatih Sultan MehmedYediden yetmise herkese tarihi sevdiren kiymetli ilim adami Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleme aldigi KAYI serisinin ikinci kitabi KAYI II: Cihan Devleti'nde; Sogut ve Domanic'te baslayan ve adi Osmanli olan devletin mimarlarinin planli, programli ve disiplinli hareketleri; insani degerlere bagli, inancli ve temiz yasayislariyla bir asra varmadan gercek bir dunya gucune dogru giden muazzam basarilarinin devamini bulacaksiniz.Sultan Celebi Mehmed'in Fetret Devri'nden cikardigi devlete, oglu II. Murad Han zindeligini

von Hakan Günday

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az...O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.Senin ve benim gibi...

von Sabahattin Ali

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 384 p. Küçük yaslardayken Kuyucak Köyü'nü basan eskiyalarin anne ve babasini öldürmesiyle baslar Yusuf'un hikâyesi. Olayi incelemek için köye gelen Kaymakam Salâhattin Bey, Yusuf'u da yaninda götürür. Tüm cinayete tanik olan ve hatta yaralanip parmagini kaybeden Yusuf, gün geçtikçe daha duygusuz, daha sert ve daha umursamaz tavirlar sergilemeye baslar. Tek zaafi ise, kaymakamin kizi Muazzez'dir. Ayni evde yasayan, herkesin kardes gözüyle baktigi bu ikilinin iliskisinin ask adini almasi epey zaman alacaktir. Özellikle gururlu, kati ve kavgaci kisiligiyle Yusuf'un bunu kabul etmesi ve itiraf etmesi o kadar da kolay olmayacaktir. Kuyucakli Yusuf, dokunakli bir ask hikâyesi olmasinin yaninda o dönemin toplumsal yasantisina da isik tutar. Güçlüyle güçsüzün, zenginle fakirin, makam sahibi insanlarin digerleriyle iliskilerini inceler ve adalet olgusunu sorgulatir. Düzenin çarpikliklarini gözler önüne sererken, büyük bir trajediye de imzasini atar. Kuyucakli Yusuf, 1932 yilinda tefrikalar halinde yayimlanmaya baslamis ancak tamamlanamamistir. Eserin tamami, ilk kez 1937 yilinda basilmis ve basta Fransizca ve Almanca olmak üzere farkli dillere de çevrilmistir.

von Hatice Kübra Tongar

Merhaba anneciğim,Benim, yavrun.'Kim olduğunu zaten biliyorum' deme. Çünkü bence henüz yakından tanışmadık seninle. Beni tanımak için yeterince çaba sarf etmedin bence.Eğer tanışmış olsaydık ağladığımda, inatlaştığımda, korktuğumda, tepki gösterip öfke duyduğumda sana bir şeyler anlatmaya çalıştığımı fark ederdin. Hareketlerime değil, onların altındaki asıl sebebe odaklanırdın. 'Beni üzmek için yapıyor', 'Sırf benimle inatlaşmak için uğraşıyor' diye düşünmezdin o zaman. Her davranışımın altında masum bir ihtiyaç olduğunu hissederdin.İşte artık seninle tanışalım diye, bu kitabı bırakıyorum ellerine.Beni tanıdıkça daha da çok seveceğini, gelişimime destek vereceğini, elimden tutup hayat yolumda birlikte yürüyeceğini biliyorum.Ve yaptığın ya da eksik kaldığın her bir yönünle birlikte, seni çok ama çok seviyorum.