Empfehlungen basierend auf "Anna Karenina Cilt 1"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von A.A. Milne

“Sen Dünyadaki En Müthiş Ayıcıksın” demiş Christopher Robin. “Öyle miyim?” demiş Pooh umutla.Dünyanın en sevimli ayıcığıyla tanışın!A.A. Milne’in klasikleşmiş öykülerinde, Winnie-the-Pooh arkadaşı Tavşan’ın evinden çıkarken sıkışıp kalıyor, bir ağacın tepesindeki bala ulaşmak için türlü numaralar deniyor, Piglet’le beraber bir Vızıl’ın peşine düşüyor ve daha bir sürü maceraya atılıyor!Winnie-the-Pooh ve arkadaşlarının öyküleri, ilk yayımlandıkları 1926 yılından bu yana bütün dünyada hem küçüklerin hem de büyüklerin sevgilisi oldu.

von Nouman Ali Khan

"Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkanları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslam'ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna 'din dilinin restorasyonu' dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslam ve Kur'an hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.Nouman Ali Khan'ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur'an ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik. Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur'an'ın harikulade üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.Dirilt Kalbini'yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:'Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.' (Bakara, 269)"Taha Kılınç

von Nuriye Çeleğen

"Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!" buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedi (asm) sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed'in (asm) eli.Babamın parçasıyım.Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.Ben Fatıma.Elim, onun tuttuğu el.Benim elim Allah Resulü'nün eli.Benim elim Babam Muhammed'in (asm) elinden tutma vesilesi.Elimden tutan ondan tutar.Elimde tüm esmanın sırrı var.Babam elleriyle koydu ellerime velayeti.Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı.Gidiyorum, Babam Hz. Muhammed'e (asm).Elim üstünüzde.Aşk, "Mim!" dedi.Tüm varlık aşkla "Mim"lendi.Esmanın bilinme seyri "Kenz-i Aşk"a yüklendi."Kenz-i Aşk", Alemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed'i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınmış bir dizi. Her kitapta Fahr-i Kainat Efendimizin (asm) en yakınlarından birinin diliyle aşk hazinesinin kapısı aralanmaya çalışılıyor.Babam Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin "benim parçamdır" dediği, risalet denizinin velayet nehriyle buluşmasının kendisinde vücut bulduğu Hz. Fatıma (ra) annemizin dilinden akıyor. Nuriye Çeleğen'in incelikli kaleminden.

von Ahmet Bulut

Bu kitabın muhatabı, "Asım'ın Nesli", "Diriliş Nesli", "Davası Allah olan adanmış nesil", "Ateşte ama yanmayan zamanın İbrahimi", zamanın Mus'ab'ı, Ammar'ı, Fatıma'sı, Zeyneb'i ve cennetin özlediği elmas nesil...Ahmet Bulut, sade dili, kıskıvrak yakalayan üslubuyla seni bir yolculuğa davet ediyor, sonu cennete varan bir yolculuk.Bu yolda, hedefini belirlemişsin, yoldaki engellerden azadesin...Gençlik nimetlerini, Allah'a yürürken bir nimet biliyorsun...Tuttuğun yola arkadaşlarını da davet ederek yeryüzünde bir müjdeci gibi ferahlıkla dolanıyorsun...Çünkü sen Allah'a Koşan Genç'sin!Kitaba Allah'a Koşan Genç ismini verdim.İstedim ki Allah'a koşasın.İstedim ki nefsin ve şeytanın kışkırtmalarından Allah'a kaçasın.İstedim ki seni cennet yurduna davet eden Rabbine, "Buyur Allahım emrine amadeyim," diyesin.İstedim ki Rahmet Peygamberi'nin(sav) özlediği ve, "Kardeşimdir," buyurduğu sen olasın.İstedim ki insanlığın kurtuluşu için kendine harap edercesine adanmış yüreğin kardeşi sen olasın.İstedim ki ateşler içinde ama yanmayan İbrahim, bıçağın kesmediği İsmail, suyun boğmadığı Musa, kuyunun yutmadığı Yusuf sen olasın.İstedim ki bir şehrin imarına adanmış yürek Mus'ab sen olasın.İstedim ki ıssız çöllerde yalnız kaldığında, ümitlerin tükendiği anda, "Allah bana yeter," diyen Hacer, karnındaki bebeği Allah'a adayan Hanne, sudaki bebeğe sahip çıkan Firavun'un sarayındaki Asiye sen olasın.İstedim ki sadakatin, sevginin ve fedakarlığın simgesi Hatice sen olasın.İstedim ki ilmin, ferasetin ve muhabbetin zirvesi Aişe sen olasın.İstedim ki iffetin, edebin ve hayanın membaı Fatıma sen olasın...Allah'a Koşan Genç, dünyasını gözden geçirmek isteyen herkes için gençlik nimetini nasıl bir hazineye çevireceğini merak edenlere bir el kitabı.

von Zülfü Livaneli

Roman okumak istiyorsanız...Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi&'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran&'ın (36) ABD&'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner&'i (87) karşılamasıyla başlar.1930&'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi&'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile&'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad&'da Zülfü Livaneli&'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.

von Marcus Pfister, Kemal Kurt

Billedbog: Regnbuefisken er meget smuk, men hoven og forfængelig, og ingen andre fisk kan lide den. Først da den finder ud af at gøre andre glade, bliver den selv glad igen

von Rick Riordan

"Antik Misir tanrilari yeryuzune indiginden beri Carter Kane ve kizkardesi Sadie’nin basi beladan kurtulmadi. Iki kardes, soylari geregi buyuk guclere sahip; ancak henuz hazir degillerken bazi hain tanrilar Brooklyn Evi’ne saldiriya geciyor. Simdiyse en buyuk dusmanlari, Kaos’un yilani Apep yukseliste. Apep’in serbest kalmasi birkac gun icerisinde onlenemezse dunyanin sonu gelecek. Baska bir deyisle bu, Kane ailesi icin son derece siradan bir gun. Carter ve Sadie, Kaos gucleriyle savasabilmek icin Gunes Tanrisi Ra’yi uyandirmali. Fakat bunu tabii ki bugune dek hicbir buyucu basaramadi. Once butun dunyada Ra’nin Kitabi’ni aramalari, sonra da –bulurlarsa– kitaptaki buyuleri cozmeleri gerekecek. Ah, Ra’nin nerede oldugunu kimse bilmiyor bu arada, soylemis miydik? Antik Misir tanrilariyla verilen savas kiran kirana devam ediyor! Butun yuk, iki kardesin omzunda. Cok satan Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yazari Rick Riordan, Misir Mitolojisi uzerine kurguladigi Ka

von Rick Riordan

Antik Misir tanrilari birer birer uyaniyor! Akil almaz bir intikam planini durdurmak, Carter ve Sadie’ye dusuyor.Cok satan Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yazarindan bir Misir Mitolojisi efsanesi! Kane Gunceleri serisinin ilk kitabi olan Kirmizi Piramit, gerilimi ve mizahi bir araya getiren, bir kahramanlik ve sadakat oykusu. Carter Kane, annesini alti yasindayken kaybettiginden beri babasi, unlu Misir Bilimcisi, arkeolog Dr. Julius Kane ile dunyayi dolasmaktadir ve evi, bir valizden ibarettir. Carter boyle bir hayat surerken kiz kardesi Sadie Kane Londra’da, anneannesi ve dedesiyle yasamaktadir. Ayri gecen alti yildan sonra iki kardesin ortak hicbir noktasi kalmamistir. Ancak artik her sey degismek uzeredir. Bir Noel gecesi, iki kardes babalari sayesinde Londra’da yeniden bir araya gelirler. Babalari, her seyi yoluna koymaya kararlidir ve onlari nedeni belirsiz bir sekilde British Museum’a goturur. Ancak isler beklendigi gibi gitmez ve Julius Kane, kulaklari sagir eden

von Ahmet Umit

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."

von Michael Grant

YETISKINLER BIR YILDIR YOKLAR.BU SURE ICINDE RSGB’DE sayisiz savas verildi. acliga, yalanlara VE vebaya karsi. SIMDI DE iyiyle kotu arasinda destansi BIR savas BASLIYOR!Gaiaphage, Diana’nin kizi Gaia’nin bedeninde tekrar doguyor. Gaia eski gucunu tekrar kazanmak, en buyuk dusmani Nemesis’i, yani Kucuk Pete’i yenmek istiyor. Bunu basarirsa butun dunya ona boyun egecek. Bir zamanlar birbirine dusman olanlar artik ayni safta savasmak zorunda. Perdido Sahili cocuklari, kendilerini ve sevdiklerini kurtarmak icin aylardir cektikleri acilarin karsiligini alabilecek mi? Yoksa bu son savasta yok olup gidecekler mi?Michael Grant’in New York Times coksatanlar listesini alt ust eden Yoklar serisinin altinci ve son kitabi ISIK, RSGB’deki hayati unutulmayacak bir finalle noktaliyor.