Empfehlungen basierend auf "20 Yasima Mektup"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Zülfü Livaneli
Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.
von Elif Şafak
İlk baskısı Doğan Kitap tarafından 2013 Aralık ayında yapılan kitap, Türkçeye "Omca A. Korugan" tafından çevilmiştir. Kapak tasarımı "Uğurcan Ataoğlu", Kapak grafik tasarımı "Handan Tepe", Dijital illustrasyon "Onur Aynagöz" bölüm illustrasyonu "Yiğit Karagöz" tarafından hazırlanmıştır.Yolu İstanbul'a düşen bir fil bakıcısı olan Cihan, burada Mimar Sinan ile tanışır ve büyük mimarın çırağı olur. Mimar Sinan; Cihan ve fili Çota ile birlikte tarihin en muhteşem mimari eserini ortaya koyarlar.Tarih, dostluk, entrika ve kıskançlık temalarının işlendiği kitap kısa zamanda Türkiye'de ve Dünya çapında büyük ilgi görmüştür.
von Adalet Agaoglu
Insan krapon kâgidindan kanatlar takinca kelebek olduguna inanir. Koyun postunda koyun, kurt postunda kurt […] ülkü de giydirilebilir üstünüze ve Etlik tepeleri dag gÖzükür gÖzünüze.Ölmeye Yatmak romani biçim açisindan da ilginç. çok genis bir dÖnemi anlatmak isteyen romanci, Aysel'in ruh dünyasinin yani sira toplumsal olaylari, Aysel'i Doçent Aysel haline getiren kosullari yari belgesel bir tarzla eserine katmis.-Selim Ileri-Agaoglu'nun Ölmeye Yatmak adli romani, kadinin cins kimligini, bireyselligini el yordamiyla aramasi, sorgulamasini ifade eder. Cumhuriyet kadin aydininin Özgürlük ve disilik arasindaki çikmazini, bu romanindaki kadin tiplemesi, Aysel çok iyi bir sekilde betimler.-Nilüfer GÖle-(Tanitim Bülteninden)Sayfa Sayisi: 400Baski Yili: 2016Dili: TürkçeYayinevi: Everest Yayinlari
von Yilmaz Ozdil
Son 10 yilda yasadigimiz her sey..."Bes gazetenin arsivinden 460 bin sayfa taradim. Sirf arsiv taramasi 1.5 senemi aldi. isim sehir Hayvan ve isim sehir Bitki gibi köse yazilarimdan derleme degil... Sifirdan yazildi. 3 Kasim 2002'de basliyor. Bugün
von Ahmet Umit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
von Francesca Cavallo, Elena Favilli
Denizlerin derinliğinden ormanların kuytusuna, savaş meydanlarından şaşaalı saraylara, hastanelerden gökyüzünün sonsuz maviliğine, dünyanın ve zamanın her köşesinden kendilerine dayatılan kurallara ve geleneklere isyan etme gücü bulan kadınların hikayeleri bunlar. Prenslerini bekleyen değil, kaderlerini ellerine alan prenseslerin hikayeleri... Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler; yüz asi kadının, Sally Nixon, Cristina Portolano, Sarah Wilkins, Barbara Dziadosz gibi dünyanın dört bir yanından altmış asi kadın tarafından çizilen olağanüstü illüstrasyonlarla renklenmiş hayatları... Bildiğimiz dünyanın bilmediğimiz gerçekleri... Ödüllü yazarlar Elena Favilli ve Francesca Cavallo, olağanüstü yüz kadının maceralarından derledikleri masalsı ger- çeklerle, okuyucuları keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.Günün herhangi bir anında açıp okuyacağınız, elinizin altında bulunduğunda kendinizi iyi hissedeceğiniz, kızınıza anlatacağınız gerçek hayat hikayelerinin masalsı versiyonu. Nesilden nesile annelerin kızlarına hediye edebileceği, ilham verici bir kitap. Aslında bir çocuk kitabı olarak tasarlanan çalışmayı, hep kitap "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde her yaştan genç kıza bir hediye" olarak yayımlıyor.
von Nermin Yildirim
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 332 p. Nermin Yildirim okura bu kez garip bir Ev'in; hemsirelerin "abla", hastalarin "misafir", bashekimin "baba" diye adlandirildigi, her geçen gün daha kati kurallarla yönetilen tuhaf ama bir yandan da çok tanidik bir akil hastanesinin kapilarini araliyor. Biri Ev sahibi, digeri misafir, biri genç, digeri yasli, biri geçmise, digeri gelecege bakan Esin ve Rikkat'ten hareketle, içeridekilerin ve disaridakilerin, tek tek çildirmaktan vazgeçip topluca delirenlerin buruk, muzip ve her seye ragmen ümit dolu hikayesini anlatiyor.Yildirim, Misafir'de yetkin ve zengin diliyle, yakin gelecege dair ürkütücü, tuhaf ama bir o kadar da tanidik bir dünya yaratiyor. Baskici bir düzende, bir akil hastanesinde kurdugu bu dünya, dis dünyanin hem bir parçasi hem de ta kendisi gibi görünüyor.Misafir, normalini yitirmis, çokça incinmis, bolca incitmis bir dünyada, kirilmis hayallerin, ertelenmis sevgilerin, hakkiyla yasanamamis ömürlerin ortasinda, kendine siginacak yer arayanlarin romani. Yildirim, sizinin ve sifanin hikâyesini, o derin anlatimiyla, incelikle, sefkatle dokuyor.
von Gülseren Budayıcıoğlu
Novel on which the TV series 'The Bride from Istanbul' is based. Suraya's beautiful life, living modestly in Istanbul, is reversed when she receives a marriage proposal from a wealthy, handsome businessman who has fallen in love with her and moves to live with him on the family estate. But Lama Esma, who runs the house with her three other daughters-in-law, has other ideas for a proper wife for her son. So begins Soraya's new, miserable life, trying hard to endure her harsh, stubborn mother-in-law, who would not hesitate to dispose of the wrong bride. Having a daughter, Ala, will lead her to be treated by Dr. Budaijuolo, the psychiatrist who will slowly find a way to her heart and free her from her dark past. -- summary translation of back cover of 2020 Kineret and Zemorah-Bitan edition.
von Margaret Atwood
"Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu."Kadın, "bunaltıcı düşlerden uyandığı" bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık aşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı.Margaret Atwood'un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakar bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.Anlatılan bizim hikayemizdir!
von Ahmet Şimşirgil
Bağ-ı alem içre gerçi pek safadır saltanatVakf etsen bir kuru gavgaya cadır saltanatBu zamanın devletiyle kimse mağrur olmasınKam alırsan adl ile ol dem becadır saltanatIII. Selim HanSon zamanların en çok okunan Osmanlı Tarihi serisi "Kayı", KAYI VIII: Islahat, Darbe ve Devlet adlı eserle kaldığı yerden devam ediyor. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil bu çalışmasında; Osmanlı padişahlarından III. Osman Han'ın tahta cülusuyla başlayıp sırasıyla III. Mustafa Han, I. Abdülhamid Han, III. Selim Han ve IV. Mustafa Han dönemlerini anlatıyor.Tam yarım asır devam eden bu dönemde savaşlar, barışlar, ıslahatlar, imar faaliyetleri ve Osmanlı padişahları ile önemli devlet adamlarının şahsiyetleri yanında;Devlete yapılan ihanetleri görüp üzüleceksiniz!Çerkezistan'da İslam'ın yayılması uğrunda verilen mücadeleyi görüp gayretleneceksiniz!Kırım'ın nasıl elden çıktığını okuyup kahrolacaksınız!Darbelerin ülkede yaptığı tahribata şahit olacaksınız!Çeşme Limanı'nda Osmanlı donanmasının ateşe verilmesindeki gaflete yanacaksınız!Padişahların kötü gidişatı durdurmak, ülkeyi yeniden düzlüğe çıkarmak yolunda bitmeyen gayretlerini görüp heyecanlanacaksınız!Napolyon'un Mısır seferi ve sonrasında Cezzar Ahmed Paşa'nın Akka Müdafaası'yla gururlanacaksınız!Bunlar ve daha birçok mesele Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil'in eşsiz üslubu ve yorumlarıyla KAYI VIII: Islahat, Darbe ve Devlet kitabında sizleri bekliyor.